Warning: file(http://www.altinoktaonalti.com/catchmeifyoucan.txt): failed to open stream: HTTP request failed! in /home/guzelguzelsoz/public_html/wp-content/themes/modaportalplus/functions.php on line 37

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/guzelguzelsoz/public_html/wp-content/themes/modaportalplus/functions.php on line 39

YAŞLI NİNE METNİ ETKİNLİKLERİ 6.SINIF Türkçe Ders Kitabı

YAŞLI NİNE METNİ ETKİNLİKLERİ 6.SINIF Türkçe Ders Kitabı

YAŞLI NİNE Metni

Sabiha Gökçen ile Atatürk, sık sık yaptıkları gibi, atlarına atlayıp geziye çıktılar. Köşk’ten bi­raz uzaklaşınca omzunda heybesiyle yol üzeri­ne oturmuş, epey yaşlı bir kadınla karşılaştılar. Kadın, yorgun görünüyordu.

Atını durdurup hemen inen Atatürk, yaşlı kadını tepeden tırnağa süzdü. Yaşlı kadın, elin­deki değneğe dayanıp zorlukla doğruldu. O da Atatürk’ü süzdü.

“Merhaba nine!” dedi Atatürk.

Yaşlı kadın, kim olduğunu bilmediği adama, biraz çekinerek karşılık verdi:

“Merhaba!”

Atatürk bu kez, “Nereden gelip nereye gidiyorsun?” diye sordu.

Yaşlı kadının bakışları de­ğişti: “Neden sordun ki? Sen buraların şahabı mısın, bekçisi mi?”

Atatürk gülümse­di: “Ne sahibiyim ne bekçisi nine… Bu topraklar Türk mil­letinin malıdır, bu­ranın bekçisi de mil­letin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gitti­ğini söyleyecek misin?”

Kadın başını salladı:

“Ben Sincan’ın köylerindenim Bey. Otun güç bittiği, atm geç yetiştiği kavruk köylerin birindenim. Bizim mıhtar bana bir bilet alıverdi.

Trene bindirdi. Ankara’ya geldim.”

“Muhtar niçin gönderdi seni nine?”

“Gazi Paşamızı görmem için… Başını pek ağrıttım da. Benim iki torunum gâvur harbin­de şehit düştü. Memleketi gâvurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua edip durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip bunları muhtara anlatınca o da bana bi bilet alıverip saldı Ankara’ya. Ge­celeyin geldimdi. Yolu neyi bilmediğimden işte ahşamdan belli, böle kendimi ordan oraya vurup duruyom.”

Onu gülümseyerek dinleyen Ata­türk, bir süre sessiz kaldıktan son­ra: “Senin Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı?” diye sordu.

Kadının bakışları sertleşti, kaşları çatıldı: “Töbe de Bey, töbe de! Daha ne isteyebilirim ki? O bizim vatanımızı kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi. Daha ne isteye­bilirim ki ondan? Onun sayesinde şimdi istedi­ğimiz gibi yaşayıp gidiyoruz. Buralara, bir defa yüzünü görmek, ona, “Sağ ol paşam!” demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyor­sun, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı nerde bulacağımı deyiver.”

Gözleri dolan Atatürk, Sabiha Gökçene döndü: “Görüyorsun ya Gökçen!” dedi, “İşte, bu bizim insanımızdır. Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.”

Sabiha attan indi. Yaşlı kadının ellerini tut­tu, “Anacığım, sen gökte aradığını yerde bul­dun. İşte Atatürk karşında duruyor!” dedi.

Yaşlı kadın Atatürk’e ve Sabiha’ya dikkatle

baktı, durdu, düşündü… Karşısındakilere gü­ven gelince elindeki değneği atıp Atatürk’ün ellerine sarıldı. Yaşlı kadın ağlıyor, Atatürk de ağlıyordu.

Biraz sakinleşince omzundan heybesini in­dirdi yaşlı kadın. Beze sarılmış bir paket çıkardı içinden. Paketi Atatürk’e uzatırken “Tek hayva­nımın sütünden kendi elimle yaptım Gazi Paşa. Bunu sana hediye getirdim. Seversen gene ya­pıp getiririm.” dedi.

Atatürk, bezi açtı, peynirden yedi, çok be­ğendiğini söyledi. Birlikte Köşke gittiler. Ata­türk, Köşk çalışanlarına: “Bu anamızı alın, burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne gö­türün. Giderken de kendisine üç inek verin, ar­mağanım olsun.” dedi.

Süleyman BULUT

 

Yaşlı Nine Metni etkinliklerini birlikte yapalım.

 

Facebook Yorumlar