Türk Askerinin Cesareti Metni Etkinlikleri 6.Sınıf Türkçe Ders Kitabı

Türk Askerinin Cesareti Metni Etkinlikleri 6.Sınıf Türkçe Ders Kitabı

TÜRK ASKERİNİN CESARETİ Metni

Mehmetçiğe karşı savaşma bahtiyarlığına kavuşmuş olan ve Çanakkale Savaşı’nda teğmen olarak görev yapan daha sonra Avustralya Genel Valisi olan Lord Casey (Lord Keyzi)’nin anlat¬tıkları şöyle:
“Biz Avustralyalılar, sizleri Gelibolu’da tanıdık ve sevdik. Ben de Çanakkale Savaşlarına teğmen rütbesiyle katılmış idim. Her iki tarafın da mertçe sürdürdüğü savaşta edindiğim intiba¬ları, hâlâ aynı sıcaklıkla yüreğimde taşıyorum.
Arıburnu Cephesi’ndeydik, siperler arasındaki mesafe 8-10 metre kadardı. Korkunç çarpışmalar oluyordu. Yine cehennemi bir çatışmadan sonra, silah sesleri kesilmişti. Taraflar yavaş yavaş siperlerine çekildiler. Yaralılar ve ölüler ise savaş meydanındaydı.
Bizim tarafta feryatlar, inlemeler vardı. İki siper arasında kalmış yaralı bir İngiliz Yüzbaşı açıkta: ‘İmdat! Kurtarın beni, yardım edin!’ diye bağırıyordu. Biri siperlerden bağırdı: ‘Biriniz gidip Yüzbaşı’yı alıp getirsin!’ Askerler birbirlerine: ‘Git, sen getir!’, ‘Hayır, sen getir! Ölmek istemiyorum… Zaten Yüzbaşı da biraz sonra ölecek. Ne gereği var? Cesareti varsa komutan getirsin.’ diyorlardı.

İngiliz komutan ise kızgınlıkla hâlâ bağırıyor: ‘Çabuk getirin onu. O sizin komutanınız!’ diyordu.
Siperlerde bu tür atışmalar devam ettiği bir sırada, karşımızdaki Türk siperlerinden silahın ucuna takılmış beyaz bir mendil yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın askerleri silahlarını doğrultmuş, dikkatle mendili takip ediyorlardı. Siperin için¬den iri yapılı bir er çıktı. Ucuna mendil bağladığı silahını yere attı. İki kolunu açtı. Sonra kendine güvenen tavırlarıyla yavaş yavaş yaralı Yüzbaşı’ya doğru yürümeye başladı. Karşı tarafla, çevresiyle, hiç kimseyle ilgilenmiyor; herkes donup kalmış bu cesur Türk askerini hayranlıkla seyrediyordu. Şaşkınlıktan kurtulabilen İngiliz askerleri ise ona nişan almaya çalışıyorlardı.
O ise hiçbir şeye aldırmadan Yüzbaşı’nın yanına geldi. Nazik ve yumuşak hareketlerle yaralının kıyafetini düzeltti. Onu yerden kaldırdı. Omuzlayarak yavaş yavaş bizim siperlere doğru yöneldi. Siperimizin hemen önüne Yüzbaşıyı yine nazikçe yatırdı. Sonra arkasını döndü. Yine kendinden emin adımlarla siperlerine doğru yürüdü. Hepimiz donmuştuk. Hayrete düşmüş¬tük. Sonradan her iki tarafın siperlerinden alkışlar ve ıslıklar yükseldi.”
İsmail BİLGİN

 

Facebook Yorumlar