Heykeli Dikilen Eşek Dinleme Metni Etkinlikleri 6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı

Heykeli Dikilen Eşek Dinleme Metni Etkinlikleri 6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı

Heykeli Dikilen Eşek Dinleme Metni Etkinlikleri

 

HEYKELİ DİKİLEN EŞEK Dinleme Metni

1956 yılı Rasim Pehlivanoğlu Ürgüp’ün Karain Köyünde öğretmen olarak işe başlar. Bakar ki köylü boş boş oturuyor, bulunduğum yere ne katabilirim diye düşünür. Bir şeyler yapmak ister. Bir sabah uyandığında aklına şahane bir fikir gelir. Köylüleri kahvede toplar ve müthiş fikrini açıklar. Türkiye’nin ilk köy kütüphanesini kuralım.

Köylüler şaşkınlıkla sorar:

  • Nasıl olacak bu?

Rasim Öğretmen heyecanla anlatır. Köylülerin pek aklı yatmaz bu fikre. İki gün sonra köyün en fakiri Irgat Hasan gelir köyün kahvesinin ortasına. Elindeki parayı uzatır.

-“Bu para ne Hasan. “ diye sorar köylüler.

-“İki gündür tarlada çalışıp kazandığım tüm para bu. Ben okuyamadım hiç olmazsa gençler okusun.” der Hasan.

Tüm köylü mahcup olur. Herkes para yardımında bulunur.  Rasim Öğretmen liderliğinde Türkiye’nin il köy kütüphanesi Karain Köyünde 1957 yılında kurulur. Kütüphane memuru da köylü Hacı Bekir Koca olur. Rasim Öğretmen bir süre sonra köyleri gezip kütüphane derneğini nasıl kurduklarını diğer muhtarlara da anlatır. Onları bu konuda bilgilendirmeye başlar.

Bir süre sonra Ürgüp’ün köylerinde toplam on iki tane köy kütüphanesi olur. Oysa o sırda başka hiçbir bölgenin köyünde kütüphane yoktur. Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’nin müdürü Mustafa Güzelgöz’de projeye dahil olur ve destekler. Aradan zaman geçer.

Hacı Bekir Koca başka bir fikirle gelir.

-“Uzak köylerdeki çocuklar kitap okuyamıyor napabiliriz.”

Biraz düşünür ve

-“Karakoçanı devreye sokalım.” der.

Rasim Öğretmen sorar:

-Karakoçan da kim?

-Benim güzel gözlü eşeğim.

-Napıcaz eşeği Bekir? Okuma yazma mı öğreteceksin eşeğe?

-Hayır Rasim Öğretmenim. Yaptırırız iki sandık, koyarız kitapları içine, götürürüz uzak köylerdeki çocuklara.

Kendi  maaşlarından ayırdıkları parayla sandıklar yaptırırlar. Rasim Pehlivanoğlu, Hacı Bekir Koca ve Mustafa Güzelgöz eşek ve katırlarla uzak köylere kitap taşımaya başlarlar. Çocuklar onlarıı büyük bir sevgi ile karşılar. Onlara bir de isim takarlar Eşekli Kütüphaneciler. Bir süre sonra Mustafa Güzelgöz kadınların kütüphanelere gelmediğini fark eder. “Nasıl yaparız da kadınları kütüphaneye getirebiliriz” diye düşünür. Aklına parlak bir fikir gelir. Dikiş makinası üreten iki firmaya mektup yazıp bize dikiş makinası yollarsanız kütüphanenin girişine kocaman harflerle adınızı yazıcaz derler. İki firma toplam on dikiş makinası yollar. Tahsin ağa Kütüphanesi’nde on dikiş makinası varmış, bunları kullanmak ücretsizmiş diye öyle bir duyulur ki kütüphaneye onlarca kadın dikiş dikmeye gelir. Ama on tanesi dikiş dikerken diğerleri kuyrukta boş boş bekler.

Sırada bekleyenlere :

-“Abla nasılsa sırada bekliyorsunuz kitap okusanıza.” derler.

Hanımların bir bölümü kitapları okurken bir bölümü okumaz.

-“Abla siz niye okumuyorsunuz?” diye sorarlar.

-“Biz okuma yazma bilmeyiz.” cevabını alırlar.

Bunun üzerine Eşekli Kütüphaneciler kurs açarlar kütüphanede ve kadınlara okuma yazma öğretirler.

Hacı Bekir Koca ve Mustafa Güzelgöz bu hayattan gittiler. Bir tek Rasim Öğretmen sağ, emekli oldu. Kayseri’de torunlarını büyütüyor. Ben bu hikâyeyi kendisinden dinledim. Yazdığı kitabı okuyup olanları öğrendim.

Evet dostlarım “Öte yanda ne oldu biliyor musunuz?” Ürgüp halkı unutmadı bu insanları. Onlar adına küçücük bir müze açtı. Bizim eşek Karakoçan’ınsa şuanda müzede resmi ve ülkemizin çeşitli yerlerinde heykelleri var.

Ahmet ŞERİF İZGÖREN

Facebook Yorumlar