Warning: file(http://www.altinoktaonalti.com/catchmeifyoucan.txt): failed to open stream: HTTP request failed! in /home/guzelguzelsoz/public_html/wp-content/themes/modaportalplus/functions.php on line 37

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/guzelguzelsoz/public_html/wp-content/themes/modaportalplus/functions.php on line 39

BOŞ BİR KÜMES BİRKAÇ DOLU KALP Metni Etkinlikleri 6. sınıf Türkçe

BOŞ BİR KÜMES BİRKAÇ DOLU KALP Metni Etkinlikleri 6. sınıf Türkçe

BOŞ BİR KÜMES, BİRKAÇ DOLU KALP

1970’li yıllarda Almanya’da bir firma, Christoph Crosser (Kristof Krosır)’a “Türkiye’de görev yapar mısın?” diye sordu. Karı koca Türkiye’yle ilgili hiçbir şey bilmediklerini, Türkiye’yi gördükten sonra karar vermek istediklerini söylediler. Bir uçağa binip Türkiye’ye geldiler. Sonra da bir otomobil kiralayıp yurdumuzu dolaşmaya başladılar. Bu arada en çok anlamaya çalıştıkları konu, Türklerin nasıl insanlar olduklarıydı.

Peribacalarının güzelliğini duydukları için iç Anadolu Bölgesi’ne doğru gittiler. Bu arada Ege kıyı­larını ve Akdeniz’i gezerken gördükleri güzellikten çok etkilenmişlerdi. Kapadokya yöresine yaklaştık­larında hava kararmaya başladı. Issız bir yoldan giderlerken arabaları “pıt pıt” etti ve aniden durdu. Christoph, araçtan indi ve motor kapağını açtı. Arızanın ne olduğunu bulamadı. Yabancı bir ülkede, kuş uçmaz kervan geçmez bir yolun ortasında iki Alman, yapayalnız kalmışlardı. Çok yakınlarında bir ev olduğunu fark ettiler ve çaresizlikten kapıyı çaldılar.

Uzun bir sessizlikten sonra kapı sonuna kadar açıldı. Evin erkeği Türkçe bir şeyler söyledi. Almanlar anlamadılar; onlar da Almanca dertlerini anlattı, bu sefer de bizim Türk anlamadı. Christoph arabayı işaret etti.

Arabayı görünce bizimki durumu anlayıp gülümseyen bir yüzle turistleri içeri davet etti. Alman karı koca; tedirginlikle, gördükleri ilk Türk evine baktılar, içeride fakirlik göze çarpmaktaydı. Yerde eski püskü bir kilim, üstüne oturabilecek bir iki minder, iki gülümseyen ufak çocuk ve kocaman gülümseyen bir Türk ailesi… Anne, Türkçe bir şeyler anlattı ve evin babasıyla birlikte dışarı çıktılar.

Alman çift ve evin küçük çocukları karşılıklı bakışıp gülümsediler. Birazdan evin babası yuvarlak büyük bir siniyle içeri girdi. Bu büyük siniyi bir kasnağın üstüne koydu. Evin hanımı da sininin üzerine bir tencere koydu. Tencereyi açınca içerisi mis gibi yemek koktu; içinde şahane bir tavuk vardı. Alman çift yer sofrasına oturdu.

Bizimkilerse tok olduklarını el kol işaretiyle anlattılar ama yine de turistlerle birlikte sofraya otur­dular. Yer sofrasında yemek yemek, Christoph ve eşinin çok hoşuna gitmişti. Dilleri farklı olsa da gö­nülleri anlaştı. Onlar Almanca anlattılar, bizimkiler Türkçe konuştular; karşılıklı gülüştüler. Ev çok küçük olduğu için yere bir yer yatağı serdiler. Christoph ve eşi ora­da yattılar.

Christoph sabah uyandı­ğında eşini yanında göreme­di ve çok endişelendi. Hemen fırladı ve evin açık kapısından dışarı çıktı. Eşini, evin küme­sinin önünde eğilmiş buldu, yanına geldiğinde eşinin göz­lerinden yaşların damladığını gördü. “Ne oldu?” diye sor­du. Eşi, konuşmadan boş kü­mesi gösterdi. Christoph’un da gözleri doldu. O fakir aile, evin son tavuğuyla hiç tanı­madıkları bu yabancıların kar­nını doyurmuştu.

Christoph ve eşi, Türk misafirperverliğinin ne oldu­ğunu, Türklerin yabancılara karşı ne kadar hoşgörülü olduğunu ilk o gün gördüler. Christoph, Türkiye’deki o Alman firmasında otuz yıl çalıştı. Şirketin genel müdürlüğüne kadar yükseldi. Emekli olacağı gün basın toplantısı düzen­lediğinde, gözyaşları içinde otuz yıl önce yaşadığı bu olayı anlattı ve “Ben Türkler kadar hoşgörülü, iyi kalpli ve yardımsever başka bir millet ve bu kadar güzel bir ülke görmedim.” dedi.

(…)

Ahmet Şerif İZGÖREN (Kısaltılmıştır.)

 

Boş Bir Kümes Birkaç Dolu Kalp metninin etkinliklerini birlikte yapalım.

 

Facebook Yorumlar