Bilmeyen Var mı? Metni Etkinlikleri 5. Sınıf Türkçe

Bilmeyen Var mı? Metni Etkinlikleri 5. Sınıf Türkçe

Bilmeyen Var mı? Metni Etkinlikleri 5. Sınıf Türkçe

 

BİLMEYEN VAR MI? Metni

Yok, yok, yok! Dört yıllık öğrencilik hayatımda böyle ödev görmedim. Bir değil, iki değil, dile kolay, tam O kıta!

Toplam 41 mısra. Olacak iş değil! Zaten ezberlemem de mümkün değil. Hem kim ezberlemiş ki hepsini?

Bilen varsa söylesin!

–          Aliciğim neyin var? Yüzünden düşen bin parça, diye seslendi bakkalımız Salim Amca.

–          Bin değil, milyon parçayım Salim Amca.

–          Hayırdır evlat?

–          İstiklal Marşının on kıtasını ezberlemem gerek. Öğretmen ödev verdi.

–          Ne var bunda canım?

Tam içimden “Söylemesi kolay, haydi oku da göreyim!” diye geçirmek­teydim ki Salim Amca başladı okumaya. Söz açıp kapayıncaya kadar on kıta şiiri sular seller gibi okudu. Hatta o okurken kırtasiyeci Mehmet Amca çıkıp eşlik etmesin mi? Etsin tabii, ne yapalım? Olacak iş değil.

Dertlerimi alıp yanlarından uzaklaştım şaşkınlıkla. İlk iki kıtada sorun yok. Onları zaten biliyorum. Ama daha çok kıta var. İşte böyle, söylene söylene eve girdim.. Annem de tıpkı Salim Amca gibi:

– Hayırdır yavrum, yüzünden düşen bin parça, dedi.

– Bugün yüzümün parçalarını toplayan toplayana anneciğim, dedim.

Odama geçip başladım çalışmaya. Aman ne çalışma! Durmadan takılıyorum. Ah Salim Amca, nasıl da tıkır tıkır okudun öyle!

Odamda sıkılıp doğru salona geçtim. Ne de olsa ferah yer, belki zihnim açılır.

– Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.

Dedim ve yine takıldım.

Babaannem örgüsüne ara vermeden tamamladı kıtayı.

–      Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağlan, enginlere sığmam, taşarım.

–      Sen de mi babaanne, dedim.

–      Ben de mi, ne evladım?

–      Sen de mi İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını ezbere bili yorsun?

–      Elbette evladım. Ne var bunda?

–      Ne olacak tabii canım. Benimki merak işte.

Salonu hızla terk edip mutfağa doğru yol aldım Annem mutfakta çikolatalı kek yapıyordu.

– Garbın afakini sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Yine takıldım. Neydi devamı? Annem şak diye yapış­tırdı cevabı;

–   Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, “Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?

–  Sen de biliyorsun değil mi anne hepsini, dedim. Bilmez miyim oğlum, dedi.

Omuzlarım yer çekimine yenik düşmüş, doğru dedemin yanına vardım.

– Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Tabii ki yine takıldım. Haydi Ali haydi, devam et! Sakın bu sefer kim koştu imdadıma:

– Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın, Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.

Vay be dede! Yıktın beni! Sen de mi?

Hayır, şimdi olmaz Ali, durma!

Sabam musluğun altında conta sıkarken tamamlamaz mı beni? – Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı.

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Haydi buyurun. Ne yani, herkes mi biliyor İstiklal Marşı’nın tüm kıtalarını?

“Sana kolay gelsin baba. Ben bir de ablama bakayım.” deyip ablamın odasına geçtim. Nasıl olsa o bu saatlerde kulaklığını takmış müzik dinliyordur. Hiçbir şey duymaz.

Yerdeki mindere oturdum. Nerede kalmıştım?

–   Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz kİ feda?

Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.

İşte yine o an! Var mı tamamlamak isteyen?

Ablam kulaklığını sıyırıp kulağından, hemencecik tamamladı dizeleri:

–   Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hûda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Pes diyorum! Bu kadar da olmaz. Amma hava attınız canım! Anladım, hepiniz biliyorsunuz Pişmanım. En başta sorduğum sorumu geri alıyorum ve

düzeltiyorum:

Bizimkiler şaşkın şaşkın bakarken beşikten agu sesi gelmez mi?

–   Kesin bizim ufaklık da başlar İstiklal Marşı’nı okumaya, dedim.

Herkesi aldı bir gülme.

–   Azıcık sabret Sareciğim. Ben sana öğreteceğim hepsini.

Aranızda İstiklal Marşı’nı bilmeyen var mı?

Cevap veriyorum:

yok!

Sonraki gün sınıfta çıkıp okudum İstiklal Marşı’nı. Hem de tıpkı,

Salim Amca, Mehmet Amca, annem, babam, dedem, baba­annem ve ablam gibi. İşte böyle gür sesle;

– Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Elif AKARDAŞ

Facebook Yorumlar