VATAN ÖZLEMİ KONULU HİKAYE

VATAN ÖZLEMİ KONULU HİKAYE

“Vatan Özlemi” Konulu Hikaye

Zaman: 1960’lı ve 1970’li yıllar

Mekan: Almanya ve Türkiye

Şahıs: Ahmet, karısı ve çocuğu

Olay: Ahmet Beyin Almaya’ya işçi olarak gitmesi ve vatan özlemi çekmesi.

Vatan Özlemi

Ahmet 32 yaşında olmasına rağmen yıllarca çok yoğun çalışması nedeniyle 40’lı yaşlarında gösteriyordu. Yüzünde şimdiden derin kırışıklıklar vardı. Elleri kösele gibi sert ve iriydi. Yaklaşık 7 senedir Almanya’da demir çelik fabrikasında çalışıyordu. Almanya’ya 1965 yılında gelmişti. Aslen Adanalıydı memleketinde hiç toprağı olmadığından yıllarca pamuk tarlalarında çalışmıştı. Kendi elleri ile yaptığı küçük bir evi vardı ama başka hiçbir şeyi yoktu. Bu nedenle Almanya’ya işçi alınacağını duyduğunda gitmeye karar verdi. 2 yıldır evli olduğu karısı Emine ve 1 yaşındaki oğlu Ali’yi bırakıp Almanya’ya gitmişti. Tek amacı karısı ve çocuğuna düzgün bir hayat yaşatabilmekti. Almanya’ya geldiğinde çok şaşırmıştı. Çünkü daha önce köyünden bile dışarıya çıkmamıştı. Çelik fabrikasında işe başlamış, tek gözlü bir ev tutmuştu. Çok fazla bir şeyi yoktu kazandığı bütün parayı biriktiriyor, olabildiğince az para harcıyordu. Sürekli olarak eşi Emine’yi ve 1 yaşında bıraktığı oğlu Ali’yi düşünüyordu. Tam 7 yıl olmuştu birkaç mektup dışında ailesinden hiç haber alamamıştı. Mektuplarda ise tuhaf bir resmiyet vardı. Çünkü Emine okuma yazma bilmiyor, köyün öğretmenine mektuplarını yazdırıp okutuyordu. Sanırım utandığından çok fazla duygularını ifade edemiyordu. Buna rağmen her mektupta ağlıyor ve defalarca okuyordu. Ama bugün farklıydı, 7 yıl çok çalışmış ve para biriktirmişti. Artık sıla hasretine dayanamıyordu. Bu nedenle memleketine kesin olarak dönmeye karar vermişti. Uzun bir tren yolculuğu sonrasında Türkiye topraklarına girdiğinde aniden içinde bir sıcaklık hissetti. Sanki kalbi uzun süredir kocaman bir kafesin içindeydi. Hiçbir yer kendisine ait değildi. Daha sınırdan geçerken bile kendisini özgür hissetmeye başlamıştı. Daha önce hiç görmese bile sanki her yer tanıdıktı. Adana’ya yaklaştığında içindeki sıcaklık iyice artmış sanki yangına dönmüştü. Acaba oğlu nasıl olmuştu, kime benziyordu? Oğlunu sadece birkaç fotoğraftan tanıyordu. Bunları düşünürken yollar bitti. Köyüne geldiğinde uzaktan iki karartı gördü birini hemen tanıdı eşi Emine’ydi diğeri de oğlu ALİ olmalıydı. Kendisini gördüklerinde koşarak geldiler.Birbirlerine sarıldılar. 7 yıl sanki asırlar gibiydi, ama artık evine memleketine ve sevdiklerine kavuşmuştu. İnsanın vatanından ve ailesinden daha değerli hiçbir şey olmadığını öğrenmişti.

 

Facebook Yorumlar