Warning: file(http://www.altinoktaonalti.com/catchmeifyoucan.txt): failed to open stream: No route to host in /home/guzelguzelsoz/public_html/wp-content/themes/modaportalplus/functions.php on line 37

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/guzelguzelsoz/public_html/wp-content/themes/modaportalplus/functions.php on line 39

CEYLANA YARDIM EDENLER Metni Etkinlikleri 6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı

CEYLANA YARDIM EDENLER Metni Etkinlikleri 6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı

CEYLANA YARDIM EDENLER

Kaplumbağa, karga ve fare, bir gün çok güzel bir sohbete dalmışlar. Bir aralık ne görsünler? Bir ceylan koşa koşa onların bulunduğu yere geliyor.

Kaplumbağa, ceylandan çok korkmuş. He­men suya dalmış. Fare de deliğine girmiş. Karga ise uçarak bir dala konmuş. Daha sonra karga, konduğu daldan havalanarak ceylanın arkasından gelen olup olmadığına bakmış. Kimsenin gelme­diğini görünce fare ile kaplumbağayı çağırmış. Onlar da gizlendikleri yerden çıkıp gelmişler.

Ceylan, sürekli suya bakıyormuş. Kaplumbağa, bunun nedenini merak etmiş. Ceylana şöyle demiş:

—    Niçin sürekli suya bakıyorsun? Çok mu su­sadın? Susadıysan rahatça su içebilirsin. Korkula­cak bir şey yok.

Bu sözlerden sonra ceylanın korkusu biraz ol­sun yatışmış. Kaplumbağa ona yaklaşarak sormuş:

—     Nereden geliyorsun böyle?

Ceylan cevap vermiş:

—     Bu geniş ovada, rahatça gezip karnımı do­yuruyordum. Avcılar peşime düştü. Ben kaçtım, onlar kovaladı. Sonunda yoruldular, peşimi bırak­tılar. Az önce bir karartı gördüm. “Belki avcıdır.” diye çok korktum. Soluk soluğa buraya geldim.

Kaplumbağa şöyle demiş:

—    Korkmana gerek yok. Buralarda avcı ol­maz. Bizim dostluğumuza güvenmeni isterim. Burada herhangi bir tehlike olsaydı sana hiç çe­kinmeden söylerdik. Burası verimli bir yerdir. Su­yumuz, yeşilimiz boldur, istersen bizimle kalıp dostumuz olabilirsin.

Ceylan, kaplumbağanın bu sıcak teklifini ka­bul etmiş. Onlarla birlikte kalmış.

Burada bir gölgelik varmış. Kaplumbağa, fare ve karga, gölgeliğe gidip sohbet ederlermiş. Üç arkadaş bir gün yine gölgelikte sohbet etmek için toplanmışlar. Fakat ceylan o gün ortalıkta görün­memiş. Uzun süre beklemişler ama ceylan gelme­miş. Fare ile kaplumbağa, kargaya:

—     Sen etrafı bir kolaçan et, demişler.

Karga da etrafta uçmaya başlamış. Bir süre sonra ceylanı bulmuş. Ceylan, bir avcının tuzağına düşmüş, bekliyormuş. Karga hemen geri dönmüş. Fare ile kaplumbağaya haber vermiş. Kaplumba­ğa ile karga, fareye şöyle demişler:

—    Bu iş, senin işin. Hemen koş ve kardeşinin imdadına yetiş!

Fare, soluk soluğa ceylanın yanına gelmiş, ona sormuş:

—    Sen akıllı bir kimsesin. Nasıl oldu da böyle bir duruma düştün?

Ceylan cevap vermiş:

—    Bilmez misin dostum? Herkes kendi kade­rini yaşar. Kadere karşı koymak, elimizden gelmez.

Onlar böyle konuşurken kaplumbağa gelmiş. Ceylan onu görünce endişeye kapılmış ve kap­lumbağaya şöyle demiş:

—    Sen buraya gelmekle iyi etmedin. Çünkü benim bağlarım çözüldükten sonra biz kolayca kaçabiliriz. Karga uçar, fare kaçar, ben de koşarım. Ama sen bu ağırlığınla nasıl hareket edeceksin?

Kaplumbağa cevap vermiş:

—     Ben, dostluğun gereğini yerine getirmekle

görevliyim. Senin için kendimi tehlikeye atmaktan çekinmem. Dostluk, kolay kazanılmaz. Sen bura­da acı çekerken ben keyfime bakamazdım. Dost, vefalı olur. Senin acına ortak olmak için buraya geldim.

Onlar böyle konuşurken avcı çıkagelmiş. Av­cıyı görünce karga uçmuş, fare kaçmış, ceylan da ok gibi fırlamış. Ortada kala kala bir kaplumbağa kalmış.

Avcı, iplerin kesik olduğunu görünce sağa sola bakmış, kaplumbağayı görmüş. Alıp onu bağlamış. Ceylan, karga ve fare bu duruma çok üzülmüşler. Hemen toplanıp çare düşünmüşler. Fare şöyle demiş:

—    Bir tehlikeyi atlatmadan başka bir tehli­keyle karşılaşıyoruz. Hayırdır inşallah! Atalarımız ne kadar doğru söylemiş: “Başına bela gelme­diği sürece en zengin sensin.” Vefalı dostumuz kaplumbağanın başına bir kötülük gelmesinden korkuyorum. Oysa o, dostluk kurarken hiçbir çıkar gözetmedi. Dostlarının her zaman yanında oldu. Onlar için gereğinde hayatını tehlikeye attı.

Karga ile ceylan söze karışmış:

—    Güzel sözler söylüyorsunuz ama bu sözle­rin güzel olması, kaplumbağanın kurtulması için yeterli değil. Bir an önce bir çare bulmalıyız.

Bir insanın dürüstlüğü, alışverişte belli olur. Akraba ve evladın değeri, yoksul kalınca anlaşılır.

Dostluğun derecesi de kara günde belli olur. Fare söz almış ve şu teklifte bulunmuş:

—    Ceylan, avcının göreceği şekilde ortada yürüsün. Biraz sonra yaralıymış gibi yere yatsın. Karga da gelip üzerine konsun. Ben de avcının yanına gidip onu gözetleyeyim. Belki avcı, seni yakalayabileceğini düşünüp arkandan koşar. Ben de kaplumbağayı kurtarırım.

Planı uygulamaya koymuşlar. Ceylanla karga birlikte yola çıkmış. Avcı da onların peşine düş­müş. Ceylan, ağır aksak yürüyormuş gibi yapmış. Avcı ümitlenmiş. Ceylanı yakalamak için uğraşmış. Ceylan, avcıyı tuzağın bulunduğu yerden uzaklaş­tırmış. Fare de tuzağın iplerini keserek kaplumba­ğayı kurtarmış.

Avcı, yorgun ve bitkin bir hâlde geri dönmüş. Bütün iplerin koparılmış olduğunu görmüş. Hay­retini gizleyememiş. Neler olup bittiğini anlamaya çalışmış, içine bir korku düşmüş. Kendi kendine şöyle demiş:

—          Ben aklımı mı oynattım yoksa? Niçin böyle tuhaflıklar yapıyorum?

Ama korkusu giderek artmış. Koşarak oradan uzaklaşmış. Karga, fare, ceylan ve kaplumbağa ise huzur içinde gölgeliklerine dönmüşler. Güven içinde yaşamaya devam etmişler. Bu küçük ve zayıf hayvanlar birbirlerine bağlanarak örnek bir dostluk göstermişler. Birbirlerinin imdadına yetiş­mişler. Birbirleri için kendilerini tehlikeye atmışlar.

insan gibi akıllı bir varlığın, bu hayvanlardan daha iyi bir dostluk sergilemesi, dostlarının sevinç ve üzüntülerine ortak olması ve sözünde durması gerekmez mi? Unutmayalım ki dünyada en bü­yük servet, gerçek dostlar kazanmaktır. En büyük zenginlik ise iyiliksever olmak ve her fırsatta iyilik yapmaktır.

Recep Şükrü GÜNGÖR (hzl.)

 

Facebook Yorumlar