Cumhuriyetin ilanının ardından il yapılmış kentlerimizi nelerdir? İlk kent hangisidir?

Cumhuriyetin ilanının ardından il yapılmış kentlerimizi nelerdir? İlk kent hangisidir?
Diğer 23 Ağustos 2018 28 defa okundu 0 yorum

Cumhuriyetin ilanının ardından il yapılmış kentlerimizi hiç merak etmiş miydiniz? Acaba bunların ilki hangisidir?
29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, 71 adet il vardı. 1924’te Artvin, Zonguldak ve Kars il yapıldı. Peki bu ikisinden hangisi daha önce il oldu? Yazımızı okumaya devam edin.

1923-1950 YILLARI ARASINDA
TÜRKİYE’DE KENT VE KENTLEŞME OLGUSU
Serdar SAĞLAM*
Özet
Bu makalede 1923 yılından itibaren Türkiye’de kent, kentleşme ve imar yasaları ile bu
alandaki uygulamalar ele alınmaktadır. Türkiye’de 1950’li yıllara kadar Ankara haricinde
yoğun bir kentleşme hareketine rastlanmamaktadır. Türkiye Cumhuriyetinin başkenti
olarak ilan edilen Ankara bu tarihten itibaren hızla büyümeye ve göç almaya başlamıştır.
Bu bakımdan şehre ilişkin kanunlar ve planlamalar, imar faaliyetleri ile bu alanlardaki
diğer uygulamalar ilkin Ankara çerçevesinde hayata geçirilmiş ve ülkenin diğer kentleri
için de model teşkil etmiştir.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından tarımda makineleşme, karayollarının yaygınlaşması,
çok partili hayata geçiş ve diğer etkenlerin neticesinde ortaya çıkan kırlardan kentlere
doğru göç hareketinin doğurduğu gecekondu olgusu bu tarihlerden daha önce Ankara’da
gerçekleşmiştir. Ankara’ya çalışmak üzere gelenler öncelikle iş merkezi ve yerleşik
bölgelere yakın yerlerde iskâna açılmamış mahallerde “baraka” adı verilen, 1924
tarihindeki bir yasada da adı geçen ve gecekonduların da öncüleri sayılabilecek olan
derme çatma konutlar inşa etmişlerdir. Gecekondular 1950’li yıllardan önce de Ankara
başta olmak üzere Türkiye’nin bir kaç büyük şehrinde yaygınlık kazanmıştır.

Türkiye Cumhuriyetinin İlk İli Zonguldak; 20 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilat- ı Esasiye Kanunu’ nun 60. maddesine göre sancaklar kaldırılınca, Zonguldak bağımsız mutasarrıflığı, Vilayet yapılmıştır. Ereğli, Bartın ve Devrek, Zonguldak İlinin kazaları olmuştur.

Giriş
Bu makale kuruluşundan 1950’li yıllara kadar Türkiye’deki kentleşme,
kentle ilgili yasalar ve uygulamalar çerçevesinde kent ve kentleşme olgusunu
tartışmak amacındadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan İkinci Dünya
Savaşı’nın sonuçlanmasına ve hatta 1950’li yıllara kadar Türkiye’de çok
yoğun ve ciddi sayılabilecek bir kentleşme hareketine rastlanmamaktadır.
Bunun yegane istisnasını Ankara oluşturmaktadır. Ankara o dönem içerisinde,
başkent olarak ilan edilmesinin ardından bir şantiye alanına dönmüş bulunan,
sürekli göç alarak genişleyen, arazi, arsa, konut ve kira bedelleri hızla artan
bir şehir görünümündedir. Bu bakımdan bu metinde konunun daha çok
Ankara eksenli olarak ele alınması bir zaruret olarak kendisini hissettirmiştir.
Ankara’nın haricinde İstanbul ve İzmir başta olmak üzere o günün büyük
şehirlerinde de kentleşme, mimari uygulamalar ve nüfus artışı sözkonusu
olmakla birlikte, bunların daha geriden bir seyir izledikleri görülmektedir.
Özelllikle İzmir’de 1922’deki büyük yangından ve şehrin tahribatından
sonra İstanbul Şehremenati’den dönüştürülen, Ankara için tasarlanan
ve bütün ülke genelinde uygulamaya konulan kanunlar ekseninde ciddi
faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu faaliyetler 1922 senesindeki büyük
yangında tahrip olan bölgeler başta olmak üzere bütün şehir için çok
kapsamlı imar planının hazırlanması, konut sorununun çözülmesi ile
yeni İzmir’in kurulmasıydı. Rene Danger’in hazırladığı imar planı çok
eleştirilmesine rağmen İzmir’i yeni ve modern çehreye kavuşturmuştur.
1923’den 1932 yılına kadar 3000’e yakın yeni konut inşa edilmiş ve
yangın yerleri inşaat alanı haline getirilmişti. İzmir’de zarar gören kamu
binalarının yerine yapılanlara ilaveten yeni ihtiyaca göre kamu binaları
inşa edilmiş ve 1925 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan
“Mübadele” antlaşmasıyla gelen mülteciler İzmir’in bazı bölgeleri ile
civar kasabalara yerleştirilmiştir. 1938 yılında da İzmir için beş yıllık imar
planı hayata geçirilmiştir (Baran, 2003: 45-208).
Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk Yıllarında Kent ve Kentleşme
Türkiye’de gerçekleştirilen ilk nüfus sayımı olan 1927’de nüfusun
13.648.270 kişi olduğu tespit edilmiştir. Buna göre köy nüfusu toplam
nüfusun % 75.78’ine, şehirler ise % 24.22’sine tekabül etmektedir.
Bu haliyle Türkiye’nin kurulduğu tarihlerde bir köy veya kır toplumu
niteliğine sahip olduğu görülmektedir.
1950 yılında da kır ve şehir oranı yine çok fazla bir değişikliğe uğramamış
görünmektedir. Bu tarihte de oranlar % 25’e % 75 şeklindedir (İstatistik
Göstergeler 1923-1990: 7).
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’de şehirlerin il nüfuslarının da aynı
şekilde çok az olduğu nüfus istatistiklerinden anlaşılmaktadır. 1927 yılında
Türkiye’de il nüfusu yüz bini geçen sadece iki şehir varken 1945-1960
yılları arasında bu sayı ancak altıya ulaşmıştır (50 Yılda İmar ve Yerleşme
1927-1973, 1973: 7).
Türkiye’de İlk Büyük İmar Hareketi, Göç ve Kentleşme Örneği:
Ankara
Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan 1950 yılına kadar hızlı bir
kentleşme hareketine ve kırlardan kentlere doğru yoğun bir göçe
rastlanmamaktadır. Bunun neredeyse tek istisnası Ankara’dır. Ankara
başkent ilan edilmesinin ardından büyümeye ve göç almaya başlamıştır.
Bu bakımdan şehirleşme, şehir planlaması, imar faaliyetleri ile şehre
ilişkin yeni kanun ve uygulamalar öncelikle Ankara çerçevesinde hayata
geçirilmiştir.
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Ankara’nın merkez nüfusu 72 köyü, 2
nahiyesi ile birlikte 21.445’tir. 1927 sayımına göre Ankara toplam 74.533
olan nüfusu ile nüfusu 40 binin üzerinde olan 6 şehirden biri olarak dikkati
çekmektedir (Sarıoğlu, 2001: 75-78).
Ankara’nın başkent olarak ilan edilmesinin ardından bu yeni duruma
yakışan bir hüviyete kavuşması ve yeni rejimin modelini teşkil etmesi
mecburiyeti doğmuştu. Bu bakımdan şehrin imarına dair birçok kanun ve
uygulama hayata geçirilmeye başlanmıştır.
Ankara’da buna uygun olarak öncelikle 1298 tarihli “Ebniye Kanunu”
kaldırılmış ve Şubat 1924’de 417 sayılı “Ankara Şehremaneti Kanunu” ile
Ankara şehremaneti (belediyesi) kurulması ile işe başlanmıştır (Şenyapılı,
2004: 3).
Ankara Şehremaneti (Belediye) Kanunu’nun ikinci maddesi “İstanbul
şehremanetince tatbik edilmekte olan nizamat, talimat ve mukadderattan
Ankara şehrinin ihtiyacına uygun olanları cemiyet-i umumiye belediyece
tatbik olunur ve 3. maddesi “Ankara Şehremaneti Dahiliye Vekaleti
tarafından nasbolunur ve İstanbul şehremininin vazife ve salahiyetine
haizdir” denilmektedir. υ
kanuntbmmc002/kanuntbmmc002/kanuntbmmc00200417.pdf).
Ankara Şehremaneti’nin (belediyesi) kurulmasında doğrudan doğruya
İstanbul Şehremaneti’ne atıfta bulunularak aynı maddeler, şartlar ile
görev ve yetkilerinin de aynen geçerli kabul edilmiş olması Ankara’daki
belediye ve imar ihtiyacının aciliyetinin en önemli göstergesidir. Dönemin
yöneticilerinin faaliyete geçmek için zaman kaybına tahammüllerinin
olmadığı ve uzun uzun düşünmeye ihtiyaç hissetmemiş oldukları
anlaşılmaktadır.
Ankara’nın başkent olması dolayısıyla inşasının büyük planlama
ve yatırımları gerektirdiği ve bunun da ancak devlet tarafından
gerçekleştirilebileceği için 28.05.1928 tarihinde 1351 sayılı Ankara
Şehri İmar Müdürlüğü kurulmuş ve bu müdürlük İçişleri Bakanlığı’na
bağlanmıştır (Ankara Şehri İmar Kılavuzu 1946: 5).

Facebook Yorumlar