Mevlana Gizli Oda Hikayesi

Mevlana Gizli Oda Hikayesi
ÇOCUK HİKAYELERİ 26 Ağustos 2017 10 defa okundu 0 yorum

GİZLİ ODA

Çok uzak bir ülkede Sultan Mahmut adında bir padişah yaşarmış.

Sultan Mahmut, bazen atına biner ülkesinde dolaşırmış. Bir gün yine bir köye gitmiş. Bu köyde yoksul bir evi ziyaret etmiş. Bu evde Eyaz adında bir delikanlı ile annesi birlikte yaşıyorlarmış.

Padişah, delikanlının davranışlarını pek bi beğenmiş. Onu sarayda yetiştirmek istemiş. Bunun için annesinden izin almış.

Annesi izin verince, Eyaz padişahla birlik­te saraya gitmiş. Bu sırada Eyaz’ın üstünde yamalı elbiseler ve eski bir çarıktan başka hiçbir şey yokmuş.

Eyaz, hem çok çalışkan, hem çok becerikli, hem de çok saygılıymış. Kendisine ne söylen­se hemen yerine getiriyormuş.

Padişah, Eyaz’ı tanıdıkça daha çok sev­miş. Her konuşmasında Eyaz’ın yaptıklarını över olmuş.

Saraydakiler padişahın Eyaz’a olan sevgisi­ni çok kıskanıyorlarmış. Bu yüzden, padişahla Eyaz’ın arasını açmak istemişler. Bir suçunu bulmak için Eyaz’ı takip etmeye başlamışlar.

Bir gece Eyaz’ın bir odaya girdiğini gör­müşler. Eyaz, odaya girince kapıyı kilitlemiş. Orada uzun süre kalmış. Dışarı çıkınca da yine kapıyı kilitleyerek, anahtarı cebine koy­muş.

Adamlar birkaç gün Eyaz’ı takip etmeye devam etmişler. Eyaz her gece aynı şeyi yapıyormuş.

Adamlardan biri:

Eyaz belli ki padişahın altınlarını çalı­yor. Sonra da getirip burada saklıyor. Yoksa neden kapıyı kilitlesin? Neden her gece gizli gizli buraya gelsin, demiş.

–     Evet, öyle olsa gerek, demiş diğeri. Kim bilir belki yalnız altın değil, başka mücevher­ler de çalıyordur.

İkisi böyle konuştuktan sonra, koşa koşa Sultan Mahmut’a gitmişler. Eyaz’ın yaptıkla­rını padişaha haber vermek istemişler.

m Sizin sevdiğiniz Eyaz ne yapıyor biliyor musunuz? Sizden çaldığı mücevherleri bir odada saklıyor. Odanın kapısını kilitliyor. Oraya kimseyi sokmuyor, demişler.

Sultan Mahmut, Eyaz’ı çok iyi tanıyormuş. Onun asla hırsızlık yapmayacağını biliyor­muş. Adamlara:

–     Gidin gece yarısı o odaya girin. Orada ne bulursanız sizin olsun. Yalnız Eyaz’ın orada ne sakladığını bana ve saraydaki her­kese anlatın, demiş.

Kıskanç adamlar, gece yarısı merakla Eyaz’ın odasına gitmişler. Kilidi açmak için çok uğraşmışlar. Açamayınca kapıyı kırmak zorunda kalmışlar.

İçeri girmişler ki bir de ne görsünler? Odada bir çift çarık ve eski bir elbiseden başka hiçbir şey yokmuş. Adamlar şaşırmışlar.

-Allah Allah! Olamaz! Mücevherler mutla­ka bu odanın bir yerlerinde gizlidir, demişler.

Ellerine kazma kürek almışlar ve kaza kaza odanın her yerini delik deşik etmişler. Ama sandıkları gibi ortalarda mücevher falan yokmuş.

Ertesi sabah, Sultan Mahmut adamlarına:

–  Söyleyin bakalım, Eyaz’ın odasında ne buldunuz, diye sormuş.

Adamlar, boyunlarını bükmüşler:

–  Şeeeyy, padişahım, eski bir çarıkla elbi­seden başka hiçbir şey bulamadık, demişler.

Sultan Mahmut:

–     Desenize, Eyaz’ın kilitlediği odada mücevher falan yokmuş, diye gülmüş.

Adamlar çaresiz:

–     Yokmuş padişahım, demişler.

Sonra Sultan Mahmut Eyaz’ı, çağırmış.

–     Sen her gece bir odaya girip kapıyı kilit- liyormuşsun. Söyle bakalım orada ne yapı­yorsun, diye sormuş.

Eyaz önce söylemek istememiş. Kem küm etmiş. Fakat padişah çok üstelemiş. Bunun üzerine Eyaz:

–     Ben, saraya ilk geldiğimde yalnız bir çift çarığımla eski bir elbisem vardı. Şimdi ise çok iyi bir durumdayım. Her gece o odaya gidiyorum. Çarığımla eski elbiseme bakıyo­rum. Kendime; “Boşuna büyüklük taslama, eski günlerini unutma, diyorum.” demiş.

Kıskanç adamlar ne diyeceklerini şaşırmışlar. Bu sözler, Sultan Mahmut’un çok hoşuna gitmiş. Eyaz’ı daha çok sevmiş.

Facebook Yorumlar