FİL İLE TAVŞAN HİKAYESİ

FİL İLE TAVŞAN HİKAYESİ
ÇOCUK HİKAYELERİ 3 Temmuz 2017 53 defa okundu 0 yorum

Fil ile Tavşan Hikayesi Beydeba hikayelerinden bir tanesidir. Farklı Beydeba hikayeleri sitemizde bulunmaktadır.

FİL İLE TAVŞAN

Bir zamanlar bir ülkede filler yaşarmış. Bu ülkede kıtlık ve kuraklık baş göstermiş. Otlar sararıp solmuş, ağaçlar yok olmuş, pınarlar kurumuş. Bu yüzden filler susuz kalmış.

Hâlsiz düşen filler, durumu hükümdarlarına bildirmişler. Hükümdar da adamlarını etrafa göndermiş. Su aramalarını emretmiş. Çevreye dağılmış olan elçiler su aramaya başlamışlar. Çok geçmeden içlerinden biri, Ay Pınarı adıyla anılan, suyu bol bir pınar bulmuş. Bunu hükümdara haber vermiş. Hükümdar da fillerle beraber yola koyulmuş.

Pınarın bulunduğu yer, tavşanların ülkesiymiş. Filler, pınara doğru ilerlerken birçok tavşanı çiğneyip geçmiş.

Tavşanlar, bu durumu hükümdarlarına haber vermişler. Tavşanların hükümdarı, halkının ileri gelenlerini toplamış, onların düşüncelerini almış. Hükümdarın her zaman akıl danıştığı bir tavşan varmış. Bu tavşanın adı Firuz imiş. Hükümdar, onun düşüncelerini pek beğenirmiş. İşte bu tavşan öne atılarak hükümdara şöyle demiş:

– Beni fillere gönderin. Benimle birlikte güvendiğiniz bir kimseyi de yollayın. O kimse, görüp işittiği şeyleri size anlatsın.

Hükümdar,

– Biz, sana güveniyoruz, demiş. Fillere git, benim adıma ne istersen söyle. Sen, söylenmesi gerekenleri bilirsin. Sana güveniyorum. Yalnız şunu unutma: Elçi, kendisini görevlendiren kimseyi temsil eder. Sen de beni temsil etmiş olacaksın. Onun için davranışlarına ve sözlerine çok dikkat etmelisin.

Fillerin bulunduğu yere vardığın zaman onlara tatlılıkla davran. Onlara karşı uslu ve uysal ol. Onların katı yüreklerini yumuşat. Onlara, sözlerinle ve davranışlarınla örnek ol. Böyle yapmaz da kaba davranırsan, onların yüreklerini daha da katılaştırmış olursun. Bu ise akıllıca bir davranış olmaz. Düşmanlığın artmasına neden olur. Düşmanının çok olmasını kimse istemez. Onun için sen, filler üzerinde olumlu bir etki bırakmaya bak.

Tavşan, hükümdardan bu tavsiyeleri dinledikten sonra yola çıkmış. Fillerin bulun­duğu yere gelmiş. Fillerin kendisini çiğneme­sine engel olmak için yanlarına yaklaşma­mış. Dağın eteğinden, fillerin hükümdarına şöyle seslenmiş:

– Ey hükümdar! Beni, Ay isimli hükümdarı­mız size elçi olarak gönderdi. Elçiye zeval yoktur. Elçi görevini yapar. Bildirmesi gerekenleri bildirir. Size bildirmem gerekenler var.

Fillerin hükümdarı,

–     Ne söyleyeceksen söyle! demiş.

Tavşan,

–     Elimde Ay isimli hükümdarımızın fermanı var. Hükümdarımız, bunu okumanızı istiyor.

Fil,

–     Sen oku, ben dinlerim, demiş.

Tavşan, okumaya başlamış:

“Ben, Ay isimli hükümdarım! Kim, gücüne güvenerek zayıfları hor görürse aldanır. Gücü başına bela olur. Sen de tavşanlara karşı gücünü kullanarak aldandın. Bu zulümdür.

Benim adımı taşıyan pınardan su içtin ve suyumu bulandırdın. Ben, suyun içinde bulunduğumdan, senin bu hareketinden rahatsız oldum. Buna hakkın yok! Bu hatalarını tekrarlamamak için sana elçi gönderiyorum. Eğer söylediklerimi dinlemezsen gözlerinin kör olmasına razı ol!

Söylediklerimden şüphen varsa hemen pınara git Beni orada göreceksin!

Fillerin hükümdarı bu sözlerden etkilenmiş. Tavşanla beraber pınara gitmiş. Pınara bakınca, suyun içinde ay ışığını görmüş.

Tavşan şöyle demiş:

–  Hemen hortumunu uzat, bir miktar su al, yüzünü yıka ve aydan özür dile!

Fil hemen hortumunu suya uzatmış. Ay ışığının kımıldadığını görmüş. Ayın titrediğini düşünmüş.

Tavşana sormuş:

–  Ay niçin titredi?

Acaba suya hortumumu uzattım diye bana kızdı mı?

Tavşan cevap vermiş:

–  Evet! Sana kızdı.

Bunun üzerine fil, aydan tekrar özür dilemiş. Yaptıklarından pişmanlık duyduğunu söylemiş. Bundan sonra gerek kendisinin gerekse arkadaşlarının böyle bir davranışta bulunmayacağına dair söz vermiş. Böylece akıllı tavşanlar güçsüz olmalarına rağmen fillerin üstesinden gelmeyi başarmış.

Facebook Yorumlar