ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK MASALI

ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK MASALI
MASALLAR 15 Ocak 2017 166 defa okundu 0 yorum

ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK

Bir varmış, bir yokmuş. Çok eski zamanlarda, bir çiftçi ile hanımı yaşarmış.

Çiftçi ile hanımının pek büyük bir çiftlikleri varmış. Evleri de çiftliğin tam ortasındaymış. Geniş bahçelerinde besledikleri horozlar, tavuklar, kazlar, ördekler, hindiler, inekler, koyunlar çiftçi ile hanımının neşesine neşe katarmış.

Çiftçi tavuklarından birini çok severmiş. Aslında bu tavuk tıpkı diğerlerine benziyormuş. Sapsarı tüyleri, kıpkırmızı ibiği ve minicik gagasıyla aynı diğer tavuklar gibiymiş. Ama yumurtası diğer tavuklardan farklıymış.

Çiftçinin bu sarı tavuğu her gün kocaman bir altın yumurta yumurtlarmış. Çiftçi ile hanımı her sabah sarı tavuğun yanına koşarlar, merakla onun başında beklerlermiş. Sarı tavuk yumurtlayıp da gıdaklamaya başladı mı, pek sevinirlermiş.

Çiftçi yumurtayı hemen alır, şehre götürürmüş. Şehirdeki herkes, bu yumurtaya hayran kalırmış. Kuyumcu çok yüksek bir para ödeyerek çiftçiden yumurtayı satın alırmış.

Çiftçi ile hanımı, altın yumurtlayan tavuğun yumurtalarını satarak çok zengin olmuşlar. Kendilerine daha büyük bir ev yapmışlar. Çiftliğe daha çok hayvan almışlar. Hayvanların ahırlarını, ağıllarını, kümeslerini büyütmüşler. Kocaman bahçenin etrafını uzun mu uzun bir çitle çevirmişler.

Dolaplarını çeşit çeşit giysilerle doldurmuşlar. Sofralarından da hiçbir şey eksik değilmiş. Ne isteseler alıyorlarmış. Artık keyiflerine diyecek yokmuş.

Bir gün çiftliğe bir misafir gelmiş. Çiftçi ile hanımının zenginliğine hayret etmiş. Onlar da misafire altın yumurtlayan tavuğu göstermişler. Bu tavuğun her gün bir tane altın yumurta yumurtladığını söylemişler.

Misafir o gece çiftlikte kalmış. Sabah olunca çiftçi ile hanımının sarı tavuğun yumurtlamasını nasıl sabırsızlıkla beklediklerini görmüş. Sonra çiftçiye:

–     Neden her gün böyle bekleyip duruyorsun, demiş. Bu tavuğu kes, o zaman içindeki altınların hepsi senin olur.

Böyle demiş ve ayrılıp gitmiş.

Misafir gittikten sonra çiftçinin hanımı:

–     Ne duruyoruz, demiş. Misafirin dediğini yapalım. Eğer bu tavuğu kesersek içindeki bütün yumurtalara kavuşuruz. O zaman zenginliğimize diyecek olmaz. Her sabah onun başında beklemek zorunda da kalmayız.

Hanımının söyledikleri çiftçinin de aklına yatmış. Ama yine de tavuğunu kesmeye kıyamamış.

Günler böylece geçmiş. Çiftçi bir gün yine altın yumurtayı satmak için kuyumcuya gitmiş. Kuyumcu yumurtayı satın almış. Sonra:

–     Her gün tek bir yumurtayı satmak için şehre iniyorsun. Öyle yapacağına, bu tavuğu kes, içindeki yumurtaların hepsi senin olsun,

demiş.

Çiftçi kuyumcunun sözlerini dinlemiş. Sonra eve gitmiş.

–     Gerçekten de şu tavuğu kessem, ne iyi olacak. O zaman bütün yumurtalar bizim ola­cak. Çok zengin olacağız, diye konuşmuş.

Hanımı da:

– Geç bile kaldın, demiş. Şimdiye kadar neden durduk sanki. Şu bıçağı al da, tavuğu keselim. Altın yumurtaların hepsine kavuşalım.

Çiftçi bıçağı almış. Altın yumurtlayan tavuğu yakalamış. Zavallı hayvanı kesivermiş.

Çiftçi altın yumurtlayan tavuğu kesmiş kesmesine ama tavuğun içinden ne altın çıkmış, ne de yumurta. İçi tıpkı diğer tavukların içine benziyormuş.

Çiftçi ile hanımı o zaman açgözlülük ettiklerine pişman olmuşlar. Daha fazla zengin olacaklarını sanırken, ellerindeki tavuğu da kaybettiklerine çok üzülmüşler.

Ama artık yapacakları hiçbir şey yokmuş.

altın yumurtlayan tavuk

Facebook Yorumlar