TUZ YÜKLÜ EŞEK MASALI

TUZ YÜKLÜ EŞEK MASALI
MASALLAR 26 Aralık 2016 120 defa okundu 0 yorum

TUZ YÜKLÜ EŞEK

Bir varmış, bir yokmuş. Vaktiyle uzak bir köyde, bir tüccar yaşarmış. Tüccar neşeli mi neşeli bir adammış. Çalışmayı da pek severmiş.
Bu tüccar, her sabah erkenden kalkar, uzaktaki köylere gider, oradan bir şeyler alırmış. Sonra aldıklarını eşeğine yükler, kendi köyüne getirir satarmış. İşte böyle geçinir gidermiş.
Tüccar, eşeğini de pek severmiş. Çünkü işlerinde eşeği ona çok yardım ediyormuş.
Ama eşek, sahibi gibi çalışkan değilmiş. İşin doğrusu birazcık tembelmiş. Tüccar onu sabah erkenden kaldırıyor diye, ona pek kızarmış.
“Ne var sanki biraz daha uyusak?” diye söylenirmiş. Ama sahibi eşek dilinden anlamadığı için onun böyle söylendiğini bilmezmiş. Onun sadece “Aii, aiii” dediğini sanırmış.
Tüccar yine bir gün mal almak için komşu köylere gitmiş. Köydeki pazardan tuz satın almış. Aldığı tuzları çuvallara doldurmuş. Sonra eşeğin sırtına yüklemiş.
Alışveriş bittikten sonra, eşek önde, tüccar arkada yola çıkmışlar. Az gitmişler uz gitmişler. Dereler tepeler aşmışlar. Dura dinlene ilerlemişler. En sonunda her zaman üstünden geçtikleri bir derenin kıyısına gelmişler.
Yola devam etmek için bu dereden geçmeleri gerekiyormuş. Derenin fazla derin olmayan bir yerine gitmişler. Ve oradan karşıya geçmek için suyun içinde yürümeye başlamışlar.
Tüccar ile eşek, derenin içindeki taşlara basa basa ilerliyorlarmış. Karşıya geçerlerken eşeğin ayağı birdenbire kaymasın mı? Zavallıcık, “cuup” diye suyun içine düşmüş. Sırtındaki tuz çuvalları da suya girmiş.
Sahibi arkadan yetişip eşeği ayağa kaldırmış. Fakat o da ne! Artık eşeğin sırtında hiçbir ağırlık yokmuş. Neden mi? Çünkü çuvallardaki tuz, suya girince eriyivermiş.
O gün eşek, yükünün suda eridiğini öğrenmiş. Kendi kendine “Aman ne iyi. Şu ağır çuvalları taşımaktan bıkmıştım. Artık kurtuldum. Nasıl olsa, her zaman bu dereden geçiyoruz. Bundan sonra buraya gelince ayağım kaymış gibi yapar, suya düşerim. Böylece taşıdığım yüklerden kurtulurum” diye düşünmüş.
Neşe içinde köye gitmiş. Tüccar ise:
“Bunca yolu gittik. Ama eli boş döndük.

Satacağım her şey suda eriyip gitti. Şimdi ben nasıl para kazanacağım?” diye üzülüyormuş.
Başka bir gün tüccar yine eşeğiyle birlikte yola çıkmış. Pazardan aldıklarını çuvallara doldurup eşeğine yüklemiş.
Dönüş yolunda yine derenin kıyısına gelmişler. Eşek bunu görünce pek sevinmiş.
“İşte şimdi kaymış gibi yapmanın zamanı geldi” diye düşünmüş. Kendi kendine kıs kıs gülmüş.
Karşıya geçerlerken “Paaat” diye suyun içine düşmüş.
Suyun içine iyice girdikten sonra “Artık yüküm erimiştir” diye düşünmüş. Ayağa kalkmaya çalışmış. Bu sırada tüccar da gelip ona yetişmiş.

Fakat bu kez eşek yerinden kalkamıyormuş. Çünkü o gün, sahibi ona sünger yüklemişmiş. Taşıdığı süngerler suya girince ıslanıp iyice su çekmiş. Şiştikçe şişmiş. Eskisinden çok daha ağır olmuş. Sahibi gelip ona yardım etmeseymiş, neredeyse boğulup gidecekmiş.
Eşek bu olaydan sonra akıllanmış. Bir daha üçkağıtçılık yapmamış.

 

EZOP MASALLARI

Facebook Yorumlar