MEŞE İLE SAZ MASALI

MEŞE İLE SAZ MASALI
MASALLAR 30 Aralık 2016 138 defa okundu 0 yorum

MEŞE İLE SAZ

Bir zamanlar, bir göl kenarında kocaman bir meşe ağacı yaşıyormuş. Bu ağacın gövde­si pek büyük, dalları upuzun, yaprakları da yemyeşilmiş.

Meşe uzun dallarını göklere doğru uzatır, kocaman ve güçlü olduğu için pek mutlu olurmuş.

Bu ağacın yakınındaki gölde bir de su kamışı varmış. Su kamışı da ufacık ve zayıf bir bitkiymiş. Yaprakları incecik, gövdesi de pek küçükmüş.

Meşe ağacı güneşli bir günde göldeki kamışa seslenmiş:

–     Heeey, ufaklık!

Küçük su kamışı, bu sesin nereden geldiğini anlayamamış. Etrafına bakmış. Başını biraz kaldırınca kendisine meşe ağacının seslendiğini görmüş.

Su kamışı ne kadar küçük olsa da meşe ağacının kendisine “ufaklık” demesinden pek hoşlanmamış. Ama ona bir şey dememiş. Meşe konuşmaya devam etmiş:

–     Sen ne kadar da cılızsın. Ayakta zor duruyorsun. Kuşlar bile sana çarpsa yıkılırsın. Şöyle suyu dalgalandıracak kadar hafif bir Rüzgâr esse, hemen eğilirsin, demiş.

Su kamışı:

Ne var bunda? Ben hiç şikâyetçi değilim, diye cevap vermiş.

Meşe ağacı:

–     Şikayetçi değilsin ama bir de bana bak! Ben ne kadar güçlüyüm. Gövdem tıpkı bir

dağ gibi kocaman. Dallarım kuşlar için bir ev. Yapraklarım otlar için serin bir gölge. Senin için çok şiddetli olan Rüzgârlar, bana hiçbir zarar veremez. Rüzgâr ister güçlü essin, ister hafif, benim için fark etmez. Gölün soğuk sularında Rüzgârlarla neden boğuşuyorsun? Gel benim yapraklarımın altına da seni de Rüzgârlardan koruyayım, diye böbürlenmiş.

Küçük su kamışı meşenin bu sözleriden hiç hoşlanmamış. Kendi kendine  “Kocaman diye bu kadar kendi­ni beğenmiş mi olması gerekiyor” ^ diye düşünmüş. Sonra:

– Güçlü olduğunuzu düşünüyor, beni rüzgardan korumak istiyor­sunuz. Teşekkür ederim. Ama rüzgar çok şiddetli esse, beni yere eğse de kıramaz. Beni köklerimden söküp götüremez. Çünkü benim gövdem esnek, köklerim de sağlamdır.

Bence siz kendinizi düşünün, diye konuşmuş.

Meşe:

– Vay vay, şuna da bak. Ufacık boyuyla bana neler söylüyor, diye kızmış.

Meşe ile saz böyle konuşurken, Rüzgâr şiddetle esmeye başlamış. Meşe, esen Rüzgârda dimdik ayakta duruyormuş. Su kamışına küçümseyerek bakmış.

“Şimdi Rüzgâr onun zayıf gövdesini devirecek” diye düşünmüş.

Rüzgâr şiddetlendikçe şiddetlenmiş. Küçük su kamışı, başını yapraklarının arasına almış. Yerlere kadar eğilmiş.

Gölün suları, Rüzgârın etkisiyle çalkalandıkça çalkalanmış. Su kamışının gövdesi sırılsıklam olmuş. Bu soğuk havada tir tir titremiş.

Akşama doğru, Rüzgâr fırtınaya dönüşmüş. Önüne gelen her şeyi koparıp götürmeye başlamış. Taşlar bile havada uçuyormuş. Kuşlar, kelebekler, tavşanlar, sincaplar ve ormandaki diğer hayvanlar fırtınadan korunmak için bir yerlere saklanmışlar.

Su kamışı kendi kendine:

– Rüzgârın hiç bu kadar şiddetli estiğini görmemiştim, demiş.

Rüzgâr estikçe iyice eğilmiş. Toz kaçmasın diye gözlerini sıkıca kapamış. Yapraklarıyla da gövdesini tutmuş.

Neden sonra, şiddetli fırtına dinmiş. Gölün suları sakinleşmiş. Hava yeniden ısınmaya başlamış.

Su kamışı, derin bir nefes alarak yerlere kadar eğilen başını kaldırmış. Kendi kend­ine:

–     Neyse ki kurtulduk, demiş.

Gözlerini açınca bir de ne görsün! Meşe ağacı yerde yatıyormuş! O zaman fırtınanın o koca gövdeyi yıktığını anlamış.

–     Zavallı meşe. Çok büyüktü ama fırtına karşısında yenik düştü. Fırtına ondan güçlü çıktı. Keşke kendini o kadar beğenmeseydi. Başkalarını da küçümsemeseydi, demiş.

 

MEŞE İLE SAZ

Facebook Yorumlar