BEBEK -YAHUT- HAKK-I KARAR ( SAFAHAT’TAN HİKAYELER )

BEBEK -YAHUT- HAKK-I KARAR ( SAFAHAT’TAN HİKAYELER )
ÇOCUK HİKAYELERİ 7 Aralık 2016 166 defa okundu 0 yorum

BEBEK -YAHUT- HAKK-I KARAR

Sabahleyin evden çıkarken iki küçük kızım Cemile ile Feride ardımdan yetiştiler. “Öpücük mü istiyorsunuz?” dedim ve eğilip ikisini de öptüm. Feride atıldı: “Hem öpücük hem de bebek isteriz. Ne olur babacığım akşam gelirken birer hotozlu bebek getir.” Öyle masum ve nazlıydı ki yavrucak, kıramadım. “Olur getiririm.” diye söz verdim. Cemile ardımdan seslendi: “Ama sakın unutma!”

Feride’nin yaşı beş, Cemileninki yedi. İkisi de gözümün bebeği, evimin şenliği. Feride pek nazlı, edalı, ablası daha hanım tavırlı. Onları sevindirmek, mutlu hâllerini seyretmek bana huzur veriyor.

Akşam eve dönerken, kiraz dudaklı, üzüm gözlü, inci dişli, süslü edalı iki bebeği hazır etmeyi unutmadım. Beni kapıda karşılayan kızlarımın sevinci görülmeye değerdi. Sanki dünyaları verdim onlara. Önce beni sıkıca

bir kucaklayıp yanaklarımdan öptüler. Sonra bir kenara çekilip bebeklerini incelediler. O akşam ikisi de bebeğini elinden düşürmedi. Durup oturmadılar hiç, başlattıkları evcilik oyunu, bıraksak sabaha kadar sürecekti. Vakit epey ilerleyince, “Hadi şimdi yataklara*” dedim, “Yarın bütün gün oynarsınız, uyku vakti geçiyor, hem onlar da yorulmuştur…” Beni duymazlıktan geldiler önce. Yemekte uyuyup kalmayı âdet edinen Feride’nin o akşam en son duymak istediği kelime ‘uyku’ olmuştu.

Cemile bir süre sonra, bebeğini de alıp yatmaya gitti. Feride, “Ben biraz daha oynayacağım.” deyip, bebeğini hoplatıp zıplatmayı sürdürdü. Ben de oturduğum yerde arada bir dalıp kendime geliyordum. Nerdeyse gece yarısı olmuştu ama hâlâ Feride’nin sesleri duyuluyordu. Ne ninniden anlıyormuş bebeği ne hoppaladan… “Söz dinlemiyorsun yaramazsın, gece yarısı oldu gözlerin hâlâ ışıl ışıl bakıyor. Beşik de getirdim, yine de uyumuyor. Kapar mısın gözünü! Uyu ki ben de yatayım. Anne sözü hiç dinlenmez mi?” diye sitem ediyor. Arada bir de ‘pat, pat’ dayak sesleri aksediyor odaya.

Sonunda Feride’nin mecali tükenmiş olmalı ki baktım mışıl mışıl uyuyor… Bebeğini uyutabildi mi bilmem ama ortalıkta görünmüyor.

Ertesi gün işten dönünce, baktım Feride pek üzgün. Kaşlarını indirmiş, ağzını bıçak açmıyor. Nesi var sormaya kalmadan ablası atıldı: “Feride ne yaptı, bilsen… Zavallıcık bebeğe?”

“Ne yaptı?”

“Sabaha kadar dövmüş zavallıyı. Nasıl dayansın, sonunda kırılmış bebek.”

“Niye böyle yaptın Feride? Belki kırılmamıştır, düzelir. Getir bakayım bebeğini.”

Feride beni cevaplamadan kaçtı, getirmek istemedi. Cemile koştu getirdi bebeği. Baktım bebeğin yüzü çiçek çıkarmışa dönmüş. Birer kafes gibi kalmış o kuş bakışlı gözleri.

Başında saçtan eser yok, bacak kırık, kollar omuzdan içeri girmiş oynamıyor. “Bu nasıl illet böyle, kanlı canlı bebeği felç etmiş. Bu bebek çoktan ölmüş. Gömmeli artık.” dedim. Cemile güldü bu sözüme.

Feride bebeksiz kaldı ama Cemile’ninki getirdiğim günkü kadar yeni, güzel duruyor.

Feride durur mu? Cemile bebeğiyle oynarken, yanına sokuldu, yüzünde bir yalvarış edası, “Bebeğini versene, azıcık da ben oynayayım, hadi ablacım…” diye ricada bulundu.

Ablası itiraz etti: “Kırmasaydın bebeğini!” Feride dinlemedi, ricasını tekrarladı. Cemile de aynı cevabı verdi. Karışmadan edemedim. “Cimrilik etme kızım, ver de azıcık oynasın.” dedim Cemile’ye.

“Ama baba, benimkini de kıracak!”

“Kırmaz a canım. Senin yanında azıcık oynasın, geri alırsın.”

“Ya kırarsa?”

“Kırarsa, yarın ben sana yeni bir bebek alırım.”

Cemile bu sözü alınca bebeğini kardeşine gönülsüz de olsa verdi. “Oyna al bakalım…” dedi, gözünü Feride’den biran bile ayırmadan onu izlemeye başladı.

Feride’nin yüzü gülmüştü. Ablasını umursamadan kaptı bebeği, oynattı, zıplattı. Fakat bu emanet sevinç kısa sürdü. Cemile, “Artık bebeğimi ver.” dedi. Feride ne kadar, “acık daha” diye sızlandıysa da Cemile bırakmadı, bebeğini geri aldı. O zaman Feride bana koştu:

“Baba daha oyunum bitmeden bebeğini geri aldı.”

“Biraz bekle. Sonra yine alırsın.”

Aradan bir saat geçtiydi, Feride yine başladı, “Şimdi sıra bende, hadi acık da ben W oynayayım.”

“Olmaz!” dedi Cemile.

Feride’nin susmayacağı belli… Yine karışmadan edemedim ben:

“Kızım ver de azıcık daha oynasın.”

“Çok oluyor ama baba ya. Sonra her zaman ister!”

“Demin de aldı, sen isteyince verdi. Gücenir sonra… Sen ablasın, hadi üzme kardeşini.”

Cemile yine pes etti, “Çabuk oyna ama oyunum yarım kaldı…” diyerek bebeğimi uzattı.

Feride’nin keyfi yerine geldi. Bebeği aldı dandiniler yaptı, hoplattı. Bebek kolunda, bir zaman yerde yattı, kalktı mamasını yedirdi. Fakat ne çare yine geri verme; vakti gelip çattı. Feride’nin gözleri boş yere yardım aradı. Cemile artık ikna olmazdı, aldı bebeğini. Gururla kucakladı. Onun bu masum gururunun Feride’yi ezdiği belliydi. Hiddetle baktı ablasına. Bir süre uzaktan seyretti. Ama dayanamadı sonunda yine sokuldu ablasına.

Hiç şüphe yok, ‘Bebeğini ver diye yalvaracak. Fakat ben artık karışmam, diye karar verdim.

Feride Cemile’ye sokuldu ama yalvarma edasıyla değil; başını kaldırmış, kendinden emin, “Bebeğimi ver!” demesin mi ablasına!

 

bebek-yahut-hakk-i-karar

SAFAHAT’TAN HİKAYELER bebek-yahut-hakk-i-karar

 

Facebook Yorumlar