İTFAİYECİLİK HAFTASI

İTFAİYECİLİK HAFTASI
BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR 25 Eylül 2016 300 defa okundu 0 yorum

YANGINDAN KORUNMA HAFTASI

İTFAİYECİLİK HAFTASI

25 EYLÜL- 1 EKİM

Evimizin, iş yerimizin, okulumuzun, komşularımızın evinin ya da bir ormanın yanması hepimiz için bir yıkımdır. Yangın maddi zararlar verir daha da önemlisi canımıza da zarar verebilir.Yangınların çoğu insanların dikkatsizliği sonucu çıkmaktadır. Eğitimle bu dikkatsizlik ortadan kaldırılabilir. Yangından Korunma Haftası bu nedenle okullarımızın programına alınmıştır. Hafta boyunca, yangının yol açtığı zararlar, çıkış nedenleri ve alınacak önlemler üzerinde durulur. Öğrenciler ve çevre halkı bu konuda eğitilir.
Yangın çıktığı anda hemen itfaiyeye haber verilmelidir. İtfaiye gelinceye dek, yangının büyümesini önlemek için; elektrik sigorta düğmeleri gevşetilmeli, yanan yere halı, kilim, battaniye gibi örtüler atılmalıdır.

İtfaiye Örgütü:

Yangını söndürmede en etkili araç itfaiyedir. İtfaiyenin telefonunu bilmek ya da her an kolayca bulabileceğimiz bir yerde tutmak gerekir.
Bir yangına müdahale edip onu söndürecek, çevrede önlem alarak zararı aza indirecek kuruluş itfaiye örgütüdür. Her kentte bir itfaiye örgütü vardır. Eski Mısır’da ve Romalılarda itfaiye örgütünün görülmeye başlandığı bilinmektedir. İtfaiye asıl gelişmesini Avrupa’da göstermiştir.
Bizde ilk girişimler Osmanlı döneminde 16. yüzyılda İstanbul’da görülür. Bu yıllarda İstanbul’un evlerinin çoğu ahşap olduğu için yangınlar felaketle sonuçlanıp bir mahalleyi yok etmekteydi. İlkel yöntemlerle yapılan müdahaleler de başarısızlıkla sonuçlanmaktaydı. Davut adlı bir Fransızın girişimleri sonucu tulumba ile yangınlara müdahale edilmeye başlandı (1717). Bu bizdeki ilk itfaiye örgütüdür. Bir süre sonra Yeniçerilerden bir ‘Tulumbacı Ocağı” oluşturuldu. Zamanla İstanbul’un birçok semtine tulumbacılar ocağı kuruldu. Ancak İstanbul’da yine de yangınların önüne geçilemedi. 1828’de Beyazıt’ta bir yangın gözetleme kulesi yapıldı. Bu kule İstanbul Üniversite’nin Beyazıt’taki bahçesindedir.
1868’den sonra tulumbacılar belediyeler tarafından kurulmaya başlandı. Cumhuriyetin ilanından sonra yangına müdahaleler daha örgütlü biçimde ve bilimsel yöntemlerle müdahale eden itfaiye örgütleri ile yapılmaya başlandı. Günümüzde belediyesi olan tüm yerleşim merkezlerimizde itfaiye örgütü bulunmaktadır.

YANGIN VAR

Çevrildi sıfır sıfır

Bir ses dedi: Çabuk, yangın!

Arazözler hazırlandı,

Dan, dan, dedi sesi çanın.

Çatısından alev alev

Eski bir köşk kavruluyor.

Çatır çatır çatırdayan

Duvar, tavan devriliyor.

Pencerede bir anne var,

“Yavrum, yavrum” diye ağlar

Çılgın gibi bağırırken,

Yıkılır kalın duvarlar.

Arazözler yetişince

Hortumlar sıktı suyu,

Harcandı hep birer birer

Sarnıç, depo, havuz, kuyu.

Bir taraftan can pazarı

Her tarafı sarmış alev!

Bir de genişlerse yangın

Korku dolaşır ev ev…

Yangın için dikkatli ol,

Kibrit yakma, çakmak çakma.

Tutuşturma kâğıt mağıt

Karşısına geçip bakma.

Bir kıvılcım yangın demek,

Yangın ise bir felaket.

Elde değil olmaması,

İtfaiye var bereket.

     Mümtaz Zeki TAŞKIN

YANGIN

Önce gelincikleri yolduk,

Nar ağaçlarını tuttuk kurşuna,

Ardından andızları devirdik

Aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna.

Sonra sıra ormanlara geldi,

Yüz binlerce dönüm ateş yaktık,

Sivas’a kadar gidip bulduk,

Dikili tek ağaç bırakmadık.

Şimdi damlarda yanıp söner

İsli lambalar gibi insan gözleri.

Daha çok atılacak, it gibi sokaklara

Delik deşik insan ölüleri…

Cahit KÜLEBİ

Ömer’in Bir Yangın Anısı…

Hiç unutmam… Bir kış gecesi yatıp uyumuştuk. Bir ara sokağa gece bekçisi geldi. Bir semtte yangın çıktığını haber verdi. Yatağın içinde gözlerimi açtım. Babam aceleyle giyinmekteydi. Ağabeyim de uyanmıştı. Pencereler, kafesler karla kaplıydı. Annem;
Pencerelere,kafeslere baksana… Gitmesen olmaz mı?”
Babam yanıt vermedi. Yangının çıktığı semtte babamın dostlarından birinin evi varmış. Ben korkmaya başladım. Ağabeyim benden on yaş büyük olduğundan onda korku belirtisi yoktu. Babam annemin yaktığı feneri alarak aşağı indi. Bizler de hep ayaktaydık. Babam sokak kapısından çıktığında bizler köşe penceresine koştuk. Annem camı açtı. Kafesi kar kaplamıştı. Kafesi salladı. Karın büyük bölümü döküldü. Babamın sokakta fenerle gitmekte olduğunu gördük.
Babam eve dönene kadar daha yatılır mı?
Aradan ne kadar zaman geçti anımsamıyorum. Babam döndü. Karşıladık. Bıyıkları buz tutmuş üstü başı kar içindeydi. Babam gözüme çok heybetli göründü.
Muallim Naci (Ömer’in Çocukluğu)

YANGINLARI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

a) Yanıcı aletler dikkatli kullanılmalıdır.
b) Evden dışarı çıkarken, ısınma araçları söndürülme- lidir.
c) Mangal ve soba yakarken, gaz, benzin, tiner gibi çabuk tutuşan maddeler kullanılmamalıdır.
d) Yanıcı aletler ve maddeler çocukların erişemeyecekleri yerlere konulmalıdır.
e) Evde, okulda, işyerlerinde iş bitince elektrikler sön- dürülmelidir. İşi biten elektrikli aletlerin fişi prizden çekilmelidir.
f) Soba boruları ve bacalar belli aralıklarla temizlen- melidir.
g) Tavan aralarında çabuk tutuşacak eşya bulundurulmamalıdır.
h) Piknik yerlerinde ateş yakılmamalı, yakılmış ise ayrılmadan önce iyice söndürülmelidir.

YANGINDAN KORUNMA HAFTASI

YANGINDAN KORUNMA HAFTASI

Facebook Yorumlar