ORMAN HAFTASI İLE İLGİLİ YAZI ŞİİR

ORMAN HAFTASI İLE İLGİLİ YAZI ŞİİR
BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR 19 Ağustos 2016 330 defa okundu 0 yorum

ORMAN HAFTASI (21-26 Mart)

Yeryüzünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplıydı. Dünyada yaşayan insan sayısı artınca ormanlık alanları bozarak konut ve ekilebilir alanlar yaptılar. Bunun sonucu ormanlar azalmaya başladı. Ancak tarım alanı yapılan yerler de bir süre sonra çölleşti. Çeşitli nedenlerle yok edilen ormanların yerini bozkırlar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı.
Dünyamızı çölleşme korkusu sarınca kişiler ve kuruluşlar ormanları korumak için çözüm yolları aramaya başladılar. Ormanların giderek hızla tükenmesi artık tüm dünyanın sorunu olmaya başlayınca Birleşmiş Milletler konuya el attı. Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü tarafından 21 Mart Kuzey yarım kürede ilkbaharın başladığı günün içinde olduğu haftanın Orman Haftası olarak kutlanması kararlaştırıldı.
Orman Haftası boyunca çeşitli yerler kurumlar ve okullar tarafından ağaçlandırılır. Okullarda ağaçların korunması için çeşitli etkinlikler yapılır. Konferanslar verilir. Duvar gazeteleri çıkarılır. Ağaç dikme kampanyaları yapılır. Ormanlara geziler düzenlenir.
Ağaç ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçler insanın yaşamında kullandığı birçok aletin kaynağıdır. Evlerin pencerelerinin çerçevesi, kapılar, bahçenin çitleri, bazı evlerin malzemesi hep ağaçtan yapılır. Kitapların sayfaları, defterler orman ürünlerinden elde edilir.
Toprak kaymasını ve selleri ormanlar önler. Ormanların bulunduğu yerlerde erozyon olmaz. İklimi etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Yabani hayvanlar ormanlarda yaşar. Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Ormanlık alanlar insanlar için en iyi dinlenme alanlarıdır
Ormanlar çeşitli nedenlerle yok olur.
Yurdumuzun güzelim ormanları tarım arazisi açmak için yok edilmektedir. Ormanlık alanları tarım arazisi yapmak için yok edenler elde ettikleri topraklardan da yararlanamazlar bir süre sonra. Toprak verimsizleşir.
Orman yangınları çeşitli nedenlerle çıkmaktadır. Bir kısım yangınlar bilinçli olarak çıkarılmaktadır. Yangınlar sonucunda ormanlar yok olmaktadır. Ağacı yok
olan alanlarda konut yapılmakta ya da bu yerler tarıma açılmaktadır. Bu tür orman yangınları bilinçli olarak yapılmaktadır. Bilinçsiz olarak çıkarılan orman yangınlarıda vardır. Pikniklerde söndürülmeyen ateş, yere atılan izmaritler… orman yangınlarına neden olmaktadır.
Hayvanlar da ormana zarar verirler. Özellikle keçiler baharda ağaçların filizlerini yiyerek gelişmelerini önlerler. Zararlı böcekler, kemirici hayvanlar da keçiler gibi ormana zarar verirler.
Çeşitli nedenlerle ülkemizde ormanlar azalmaktadır. Topraklarımızın üçte ikisini kaplayan ormanlar üçte bire düşmüştür. Evliya Çelebi’nin Seyahatname- si’nde Karadeniz’den Akdeniz’e maymunlar ağaçtan ağaca atlayarak geçer dediği topraklar şimdi bozkırdır.
Ormanlarımızın yok olmasına karşı çıkan bazı bilim adamları öncülüğünde TEMA Vakfı kurulmuştur. TEMA ormanlık alanların azalması ve erozyonu önlemek için çalışmalar yapmaktadır.


ORMAN HAFTASI İLE İLGİLİ ÖZLÜ SÖZLER

 

  • Yaş kesen, baş keser.
  • Ağaçsız memleket, duvaksız geline benzer.
  • Ağaç, çiçek ve yeşillik uygarlık demektir. (Atatürk) 
  • Bir ağaç diken, ölümsüzlüğüne inanıyor demektir. (Çin Atasözü)
  • Yeşil görmeyen gözler, renk zevkinden yoksundur. (Atatürk)
  • Bir ulusun uygarlık düzeyi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür. (F. Roosevelt)
  • Evinin eşiği, çocuğun beşiği ağaçtandır.
  • Orman bekçiyle değil, sevgiyle korunur.
  • Orman, yurdun hem gücü, hem süsüdür.
  • Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar, genel ve özel af kapsamına alınamaz. (Anayasa: Mad. 169’dan)
  • Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler. (Çin Atasözü)


Atatürk’te Ağaç Sevgisi

1937 yılının bahar mevsimi idi. Orman Çiftliğime Akköprü tarafındaki yoldan gidiyorduk. Çiftliğin o parçası meyve bahçesi haline fidanlar sıra sıra dikilmişti. Şimdi gölgeliği ve bol yeşilliği ile çok güzel olan bu yol boyu o zamanlar henüz küçük, çelimsiz ağaçların sıralandığı, yaz mevsiminde dahi pek güzel olmayan bir yerdi.
Atatürk, bu eski çıplak topraklar üzerindeki meyve bahçesi haline gelmiş olan bu yerlere neşe ile bakıyordu. Şimdi uzun Kavak ağaçlarının bulunduğu yol kenarlarında ameleler çalışıyor ve fidanlar dikiyorlardı. Atatürk, birden şoföre «Dur» diye bağırırdı. Yere indiği vakit orada olanlara:
— Burada bir iğde ağacı vardı, o nerede? diye sordu. * ‘
Kimse iğde ağacını bilmiyordu. Çünkü orada çalışanlar yenilerini tanzimile meşgul idiler.
Atatürk’ün biraz evvelki neşesi kalmamıştı.
Çünkü; çiftliğin ilk çorak günlerinin bir yeşillik hatırası yerinden çıkarılmıştı. Yol boyunca yürüyerek iğde ağacını gradık. O:
— İğde eski ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat yasayan ve baharda güzel kokularını etrafa saçan bir varlıktı, diyordu.
Çiftlik merkezine geldik. Büyük hamamın yapısı bitmişti. O gezerken iğde ağacını yerinden kimin çıkartmış olduğunu da tahkik etmek için ilgili durumda olanlara sualler sordu. Kimse bu küçücük ağacın akıbeti hakkında bir haber veremediler.
Atatürk,bu ehemmiyetsiz gibi görünen işten hüzün duymuştu. İhtarlarda bulundu, emirler verdi. Ağaçlar korunacak ve bakılacaktı.
Çünkü; O yeşilliğin hasretini İstiklâl Harbi boyunca çok çekmişti. Çankaya’yı oturmak için seçmesine âmil, birkaç büyük kara kavak ağacının bulunması idi. Onların rüzgârlı günlerindeki hışırtısından daima zevk duyardı.
Mustafa Kemal, bir sahil çocuğu olduğu için, denizi çok severdi. Fakat son hastalık günlerinde hasret çektiği yer, bir çam ormanlığı idi. Buna vesile veren, kendisine hediye edilmiş, bir ormanlık ve çayırlığı gösteren tablodur.
Ona yattığı yerden uzun uzun bakar ve yanına girdiğimiz zaman «Afet, bana memleketimizin ormanlık güzel yerlerinden tanıdıklarını anlat, onlara gidelim, ağaçlar altında dolaşabileyim, basit bir hayata Kavuşalım, son arzum yeşillik ve ağaçlık, fakat yaz kış yeşil duran ağaçlar arasında olmaktır» diyen ıztırablı, hasta sesi hâlâ kulaklarımda akisler yapıyor.
O, hastalığ inin ağırlığını müdrikti ve belki kurtulamayacağını biliyordu. Fakat etrafındakilere ümitsizlik vermek istemediğinden, yaşayacağı yeni muhitler arar gibi idi; ancak, ancak, bugün anlıyorum ki, yeşilliğin ebediyetinde son uykusunu uyumak arzusunu, bana vasiyet etmek istemişti.
Atatürk’ün yeşile hayranlığı, Faruk Nafiz’in şu şiir parçasını tekrarladığı zamanlarda ne kadar belli olurdu:
Yeşil hem de:
Ben bu rengi taşırım can köşemde.
Yeşilde ne arar da bulamaz insan oğlu?
Yeşil bu… varlık dolu, gök dolu, umman dolu
Bir ucu gözlerinde bir ucu engindedir.
Meyve veren ağaçlar, bu çini rengindedir.
Bu çim[rengindedir bahar deniz kır, orman,
Bana Tanrım gözükür, yeşil dediğim zaman.
Mustafa Kemal bu şiiri okuduğu zamanlarda, pür sıhhat bir varlıktı. Fakat, kendisi yeşile hasret çektiği zaman ise, fâni varlığının erimekte olduğunu hissediyordu.
Böylece O, bu son arzusu ile çam ağaçtan ve yeşillikler arasında olmak istemiştir.
O’nun ilk hastalık aylarında Çankaya’da istirahat ettiği günlerden birinde idi. Keçiören’den bir dal, badem baharı çiçeği getirmişlerdi. Bir vazo içinde odasına götürdüğüm zaman, yorgun ve hasta yüzünde bir neşe belirdi:
— «Bahar gelmiş, ne güzel» dedi ve hemen ilâve etti: «Fakat bu güzel çiçekler meyve vermeden solacak ve sadece bizim birkaç günlük göz zevkimizi tatmin edebilecek, ne yazık.»
Atatürk bu sözlerine başka kelimeler ilâve etmemişti, fakat yüz ifadesi birçok manalar saklıyordu. O’nun ara sıra derinden bir iç çekişi vardı ki, bazan sofada ve merdivenlerde yürürken ayak seslerinden önce işitilen bir hayat nefesi idi. İşte bugün de, bu iç çekişiyle beraber gözleri bahar çiçeklerinde sabitleşti. Hareketsiz durmasından biran ürkmüştüm, fakat herhangi bir söz söylemekten çekindim. O bahar kokusunu alabilmek için çiçeklere eğilmişti ve «Oh, hayatın gençliği ne nefis» demekten kendini alamamıştı. Fakat bu meyve verecek dalların koparılmasından da kederlendiği görülüyordu.
                                                                         Afet İNAN


TÜRKİYE’NİN ORMANLARI DA YOKSULLAŞIYOR

Kimi araştırmaların bulgularına göre ülkemizin bitki örtüsü 9000 dolayında türden oluşmaktadır ki, bu türlerin yaklaşık 3000’i endemiktir; yani ülkemize özgüdür. Yersel konumu nedeniyle Türkiye, aynı zamanda yabanıl hayvan türleri yönünden de hâlâ varsıl sayılabilecek bir ülkedir. Bu yargı, konu ormanlar özelinde ele alındığında da geçenidir. Gerçekten de Türkiye ormanları, orman ağacı türlerinin sayısı yönünden son derece varsıldır: 20.2 milyon hektarı kapladığı ve % 56’sının bozuk yapıda olduğu öne sürülen Türkiye ormanlarında 40 dolayında orman ağacı türü bulunmaktadır.
Sözgelimi Pinaccae familyasının 9 cinsi ve göknar (Abies), ladin (picca), sedir (cedrus) ve çam (pinus) cinsinin 12 türü ülkemizde doğal olarak yetişmektedir. Ülkemizde doğal olarak yetişen göknar cinsinden “Uludağ göknarı” (Abies bornmullerina); “Toros göknarı” (Abies cilicica) ve “Kazdağı göknarı”nın (Abies equ-trojani), ayrıca çok sayıda meşe ağacı türünün de yalnızca Türkiye ormanlarında bulunduğu bilinmelidir.
Yine bir orman ağacı olan sığlanın (Liquidambar oricntalis) Anadolu’ya özgü bir tür olduğu göz önünde bulundurulursa, ormanlarımızın özgül tür varlığı yönünden ne denli varsıl olduğu daha kolay kavranabilecektir.
Ne var ki, Türkiye bu alandaki varsıllığını da yitiriyor. Örneğin 1949 yılında yapılan belirlemelere göre ülkemizde 6312 hektar sığla ağacı ormanı bulunmaktaydı. 1970’li yılların başında yapılan ölçmeler sonunda bu alanın 1337 hektara; 1985 yılında yapılan ölçmelere göre ise 1215 hektara düştüğü saptanmıştır.
Öteki orman ağacı türlerinde de önemli azalmalar olduğu görülmektedir. Örneğin Kazdağı göknarı ve Uludağ göknarı ile sedir (cedrus libani) tümüyle tükenme noktasına gelmiştir.
Doç. Dr. Yücel ÇAĞLAR


ORMAN HAFTASI İLE İLGİLİ ŞİİRLER

ORMAN
Yorgun davar orada, 
Yanık kaval orada 
Orada menekşe, gül, 
Orada güzel bülbül.

Çeşit çeşit böcekler, 
Kuşlarla kelebekler 
Uçuşurlar orada 
Hepsi de bir arada.
Bıkmazlar, usanmazlar, 
Gün geçer anlamazlar. 
Hele bir pınarı var, 
İçenin dişi donar.
Tahsin BİLENGİL


ORMAN
Kestane, gürgen, palamut, 
Altı yaprak, üstü bulut 
Gel burda sen derdi unut.
Orman ne iyi, ne iyi 
Aman ne iyi, ne iyi.
Dallar, kolkola görünür 
Yaprak yaprağa sürünür, 
Kışın karlarla Bürünür.
Orman ne güzel, ne güzel, 
Aman ne güzel, ne güzel. 
Ormanda kuşlar böcekler, 
Yavru ceylanlar emekler, 
Açar yeni renkli çiçekler.
Orman ne büyük, ne büyük, 
Aman ne büyük, ne büyük.
Çamın yaprağı dökülmez, 
Gürgenin kolu bükülmez, 
Ağaç dibinden sökülmez.
Orman ne canlı, ne canlı, 
Aman ne canlı, ne canlı.
İzin vermeyiz kırmana, 
Dayanamayız vurmana, 
Baltayı sokma ormana.
Orman ne mutlu, ne mutlu, 
Aman ne mutlu, ne mutlu. 
                            İlhami Bekir TEZ


SAKIN KESME
Ey hemşeri! 
Sakın kesme, yaş ağaca balta vuran el onmaz; 
Na, kütükler!… 
Nice yıldır, hiç birine kervan gelmez, kuş konmaz
Bunları kes, o baltanla bu çürümüş ağaçları yere ser.
Bak, sizin köy şu yemyeşil koruluğun gölgesinde ne güzel!.. 
Gönülleri açmadadır, yaprakların arasından esen yel. 
Yazık, günah olmaz mı ki, çıplak kalsın, bu zümrüt yurt, şirin yer?
Hem dünyada birinci borç değil mi her kula 
Bir tohumu fidan yapmak, fidanı da bir orman?…
Eğer böyle olmasaydı, ne kalırdı oğula:
“Mirasımı artır” diye öğüt veren atadan
Sakın kesme, her dalından bir güzel kuş ses versin;
Sakın kesme, gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin.
Sakın kesme, şu sevimli köye kanat, kol gersin;
Sakın kesme, aziz vatan günden güne şenlensin!…
                                                  Mehmet Emin YURDAKUL


Ağaç ile ilgili güzel sözler için tıklayın..

 
Orman Haftası kutlu olsun..

 

orman haftası ile ilgili yazı kompozisyon şiirler

ORMAN HAFTASI

Facebook Yorumlar