Dünya Tiyatrolar Günü ile İlgili Yazılar

Dünya Tiyatrolar Günü ile İlgili Yazılar
BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR 23 Ağustos 2016 235 defa okundu 0 yorum

DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ (27 Mart)

Birleşmiş Milletler Eğitim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 27 Mart’ı Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul eder.
27 Mart günü tiyatrolar perdelerini izleyicilere ücretsiz açar. Bu gün tüm oyunlar ücretsizdir. Ünlü bir tiyatro sanatçısı o yılın Tiyatro Bildirisini okur.
Okullarda tiyatrolarla ilgili konferanslar düzenlenir. Tiyatro oyunları izlenir. Tarihi tiyatro mekânlarına gezi düzenlenir.
Tiyatrolar, insan yaşamında geçen ya da geçmesi olanaklı olayların sahnede oyuncular tarafından can
landırılmasıdır. Tiyatro dilimizi zenginleştirir. Toplum içinde nasıl davranacağımızı öğretir. İzleyicilere aynı anda, aynı duygu ve düşünceleri paylaştırır. İnsanlara sanat ve yaşama zevki aşılar.
İnsanlık tarihinin en eski sanatlarından biridir. Çok eski zamanlarda bile insanlar kentlerde büyük açıkhava tiyatro salonları yapmışlar. Yurdumuzda da böyle tiyatrolar vardır. Bergama, Efes, Aspendos ve Didim…
Ülkemizde Tanzimat döneminde önce geleneksel seyir oyunları Karagöz ile Hacivat, Orta Oyunu ve meddah vardı. 1860 yılında ilk tiyatro metnini Şinasi yazdı.
Cumhuriyet döneminde tiyatro yaygınlaştı. Atatürk’ün önderliğinde Devlet Tiyatroları kuruldu. Oyuncu yetiştirmek için konservatuvar açıldı. İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Adana, Diyarbakır ve Erzurum’da tiyatro salonları yapıldı, yapılması planlandı. Günümüzde ise ülkemizin her yanında tiyatro salonları ve tiyatro toplulukları vardır.
 

TİYATRONUN DEĞERİ

Bugün asfalt yolda otomobılle eskısınden ellı kılo* metre daha çabuk gıdıyor, evlerımızı tahta yerıne taştan, çımento ve demırden yapıyor, kat üzerıne katlar eklıyor, denızın altında yüzüyor, göklerın üstünde uçuyorsak bunlar, bırer “ılerleme,r dır. Ama, bunların topu bırden bızı ınsan yapmaz. Bızı kötülükten, çırkınlıkten, bencıllıkten, aptallıktan, kabalıktan kurtarıp bırbırını seven, eseren, ınsan yapan “eğıtım” dır.
Bıze Bergama’yı gezdırıyorlardı. O günden hâlâ kulağımda kalan sözlerı ve sayıları sıralarsam şu satırlar çıkar: Vırankapı’dakı Roma Tıyatrosu 30 000 kışılıktır. Tel- lıdere’dekı tıyatro 50 000 seyırcı ıçındır. Dünyanın en dık tıyatrosu sayılan Bergama tıyatrosu 15 000 kışı alır. Asklepıon’dakı tıyatro 4500 hastaya ayrılmıştır. Demek bızım Bergama’da bır zamanlar günde yüz bın kışı alan dört tıyatro varmış. O zamankı nüfus 160 000 ımış.
Dün böyle ıdı de bugün başka mı? Fınlandıya’nın 26 000 kışılık Kotka ılçesınde bütün yıl oyunlar veren ıkı tıyatrodan başka sekız bın gönüllü tıyatro topluluğu çalışıyor.
Anvers’te yüz yırmı mılyon frank harcanarak yenı bır tıyatro yapılıyor.
Almanlar yakılıp yıkılan şehırlerınde hastaneden, ünıversıteden, tapınaktan, okuldan, evden önce on beş yılda tam yüz yenı tıyatro yaptılar.
İnsanın en değerlı varlığı vücudu ve ruhudur. Hastane gövdelerın, tıyatro ruhların şıfa kaynağıdır. Ruhsuz kışı bır kalıptır. Düşünmekten, duymaktan, ınsanlıktan, ıyı ıle kötüyü ayırt etmekten uzak bır kalıp!
Bır toplumun kültür ölçüsü tıyatrosudur. İnsanlığı onunla ölçülür. Kışıye ınsanlık duygusu orada aşılanır. Oturmayı, kalkmayı, dınlemeyı, anlamayı, ıncelığı, bırbırımızı sevmeyı orada öğrenırız.
Tıyatro bır şehrın ocak başıdır. Orada en güzel masallar söylenır, en gerçek sözler duyulur. Tıyatrosuz yerlerde bacalar tütmez, ateş ısıtmaz olur. Çocuklar evlerınde ısınacak sıcak bır köşe bulamayınca nasıl yuvadan kaçar, kendılerını kahveye; gazınoya ve daha başka yerlere atarlarsa tıyatroda bırleşmeyen büyükler de kendılerını can sıkıntısına kaptırırlar, karamsar ve kötümser olurlar. Bu güzel yeryüzünde karamsarlık ve kötümserlık kanserden ae korkunç bır derttır.
Tıyatrosuz bır toplum yenı doğmuş bır çocuk sayılır. Daha dıle gelmemış, henüz ılk sözcüğünü öğrenmemış bır çocuk. Ne ıstedığını çarpuk çurpuk el sallamalarıyle anlatmaya çalışan bır bebek! Bır toplumun ılk pıyesı bır çocuğun ılk sözcüğü demektır. Bız yüzyılda nâlâ ılk çağların kültürünü, onların elımızde kalan eserlerıyle ölçüyor, ne demek ıstedıklerını onlardan anlamaya çabalıyoruz. Ömrü boyunca tıyatrosuz kalan bır toplum, önce dılını yıtırır, geleneğını unutur, sonra bütün bağları çözülür, sokağa düşer. En büyük kötülük bırbırımızden ayrıldığımız gün başlar.
Tıyatronun en büyük gücü nsöz”dedır. Üstün ınsanlardan bıze kalan tek düşünce anıtı, bu granıt kelımelerle örülmüştür. İnsanlığın sesı, tıyatroda duyulan sözlerle kulaktan kulağa, kuşaktan kuşağa geçer, geleceğe armağan kalır. Tıyatro seyırcının Kana kana ıçeceğı bu söz yağmurudur; ruhların yıkayan bu söz tufanıdır.
                                                                Muhsın ERTUĞRUL
Dünya Tiyatrolar Gününüz kutlu olsun..

 

Dünya Tiyatrolar Günü ile ilgili yazı

Dünya Tiyatrolar Günü

Facebook Yorumlar