ATATÜRK HAFTASI İLE İLGİLİ YAZI VE ŞİİRLER

ATATÜRK HAFTASI İLE İLGİLİ YAZI VE ŞİİRLER
BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR 21 Temmuz 2016 345 defa okundu 0 yorum

ATATÜRK HAFTASI

ATATÜRK HAFTASI (10-16 Kasım)

“Çöküntü durumunda bulunan bir imparatorluktan, özgür bir cumhuriyetin doğuşunu gösteren bir örnek daha mevcut değildir. (ABD Başkanı Kennedy)

“Atatürk bütün Asya kıtasının Atacıdır.” (Çin Basını)

Ulusumuzu işgal altından kurtaran büyük önder Atatürk, ülkemizin çağdaşlaşmasının da mimarıdır. Her insan gibi onun yaşamı da bir yerde son buldu. Atatürk’ün yaptıkları birkaç ömre sığmayacak kadar çok.. Atatürk’ün ölüm tarihi olan 10 Kasım’ı içine alan haftayı Atatürk Haftası olarak kutlarız. Atatürk’ün en değerli yapıtı olan Türkiye Cumhuriyetinin değerlerini koruma bilincini, ilkelerinin önemini, ona bağlılığımızın nedenlerini yeniden değerlendirme, onun ilkeleri doğrultusunda aldığımız yolu görme fırsatı buluruz.
Hafta boyunca okullarda Atatürk’ün yaşamı, kişiliği ve ülkemizin bağımsızlığa kavuşmasındaki önemini anlatan konuşmalar, konferanslar yapılır. Atatürk ile ilgili oyunlar düzenlenir. Duvar gazeteleri çıkarılır. Törenler yapılır. Atatürk’ün yaşamının çeşitli yönlerini anlatan paneller düzenlenir.
Atatürk ile ilgili öğrenciler arasında şiir ve kompozisyon yarışmaları yapılır.

TARİHLERLE ATATÜRK

1881 Mart Selanik’te doğdu.
1893 Selanik Askeri Rüştiyesine yazıldı.
1895 Manastır Askeri İdadisinde okumaya başladı.
13 Mart 1899 Manastır Askeri İdadisini bitirdi. Aynı yıl İstanbul’da Harp Okuluna yazıldı.
11 Ocak 1905 Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Okulunu bitirdi. Merkezi Şam’da bulunan 2. Ordu emrine verildi.
1906 Şam’da “Vatan, Hürriyet Cemiyetini kurdu.
1907 Eylülünde Selanik’te bulunan 3. Orduya atandı.
13 Nisan 1909 31 Mart ayaklanması üzerine Hareket Ordusu kurmay başkanı olarak İstanbul’a gitti.
6 Eylül 1909 Selanik’te 3. Ordu Zabitan Talimgah Komutanlığına getirildi.
1909 38. Alay Komutanı oldu. 
1910 Fransa’da Picardie’de Manevralarda Türk ordusunu temsil etti.
9 Ocak 1912 Tabrum Muharebesini kazandı.
27 Ekim 1913 Sofya Ateşemiliteri oldu.
1 Mart 1914 Tekirdağı’nda 19. Fırka Komutanı oldu.
25 Şubat 1915 19. Fırka ile Maydos’a geldi.
1915 Çanakkale Savaşlarında önemli başarılar göstererek düşmanı Arıburnu’nda durdurdu.
8-9 Haziran Anafarlalar grup komutanı oldu.
10 Ağustos 1915 Anafartalar’da düşmana karşı büyük bir zafer kazandı.
10 Aralık 1915 Edirne 16. Kolordu Komutanı oldu.
14 Ocak 1916 görevinden istifa edip İstanbul’a geldi.
27 Şubat 1916 Diyarbakır’da bulunan 16. kolordu komutanı oldu.
1 Nisan 1916’da genaral rütbesine yükseltildi.
6 Ağustos 1916 Bitlis’i düşman işgalinden kurtardı.
7 Ağustos 1916 Muş’u düşman işgalinden kurtardı.
5 Temmuz 1917 7. Ordu Komutanı oldu.
15 Aralık 1917 Vahdettin ile Almanya gezisine katıldı.
7 Ağustos 1918 ikinci kez 7. Ordu Komutanlığına atandı.
18 Eylül 1918 7. Ordu Komutanı olarak Filistin’de görev yaptı.
26 Ekim 1918 7. Ordu ile düşman saldırılarına karşı koydu. 
28 Ekim 1918 düşman saldırılarını bugünkü Anadolu sınırlarında durdurdu.
31 Ekim 1918 Yıldırım Orduları komutanı olarak atandı.
7 Kasım 1918 Yıldırım Orduları dağıtıldı. Harbiye Nezaretinde görev verildi.
30 Nisan 1919 9. Ordu Müfettişi oldu.
19 Mayıs 1919 Samsun’a çıktı. Ulusal Kurtuluş Mücadelesini başlattı.
21 Haziran Sivas Kongresi hazırlıklarına başladı.
27 Haziran 1919 Sivas’a geldi.
3 Temmuz 1919 Erzurum’a geldi.
7 Temmuz 1919 Ordudaki görevinden alındı.
8 Temmuz 1919 askerlik görevinden ve ordudan ayrıldı.
23 Temmuz 1919 Vilayeti Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Kongresini Erzurum’da topladı. Kongreye başkan seçildi.
11 Eylül 1919 Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuku Cemiyeti başkanı oldu.
27 Aralık 1919 Heyeti Temsiliye ile Ankara’ya geldi.
23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi Ankara’da toplandı.
24 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi başkanı oldu.
11 Mayıs 1920 İstanbul Hükümeti Atatürk’ü ölüm cezasına çarptırdı. Ceza sultan tarafından onandı.
10 Mayıs 1921 Büyük Millet Meclisi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk grubu başkanı seçildi.
5 Ağustos 1921 Büyük Millet Medisi’nce Başkomutan seçildi.
23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Savaşı’nı Başkomutan olarak yönetti.
13 Eylül 1921 Sakarya Meydan Savaşı utku ile sonuçlandı.
19 Eylül 1921 Büyük Millet Medisi’nce mareşallik ve gazilik unvanı verildi.
26 Ağustos 1922 Kocatepe’de Büyük Taarruzu yönetti.
30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Savaşı’nı kazandı. Yunan ordusunu kesin yenilgiye uğrattı.
1 Eylül 1922 Anadolu’nun tüm düşmanlardan temizlenmesi için “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” buyruğunu verdi.
10 Eylül 1922 düşmandan temizlenen İzmir’e girdi.
1 Kasım 1922 Saltanatı kaldırdı.
14 Ocak 1923 annesi Zübeyde Hanım öldü.
29 Ocak 1923 Latife Hanım ile evlendi.
11 Ağustos 1923 ikinci kez Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına seçildi.
29-30 Ekim 1923 Cumhurbaşkanı seçildi.
9 Eylül 1923 Halk Ftrkası’nı (partisini) kurdu.
11 Eylül 1923 Halk Fırkası başkanı seçildi.
1 Mart 1924 Halifelik meclisçe kaldırıldı. Eğitim birliğinin sağlanması gerektiğini mecliste anlattı.
15 Ekim 1927 Cumhuriyet Halk Partisi İkinci Kurultayında Büyük Nutku’nu okudu.
30 Ekim-1 Kasım 1927 İkinci kez Cumhurbaşkanı seçildi.
15 Nisan 1931 Türk Tarih Kurumu’nu kurdu.
4 Mayıs 1931 Üçüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi.
12 Temmuz 1932 Türk Dil Kurumu’nu kurdu.
29 Ekim 1933 Cumhuriyetin onuncu yıl dönümünde ünlü Onuncu Yıl Nutku’nu okudu.
24 Kasım 1934 Türkiye Büyük Millet Meclisi Atatürk soyadını verdi.
1 Mart 1935 dördüncü kez Cumhurbaşkanlığına seçildi.
3 Mart 1938 hastalığı resmi olarak açıklandı.
10 Kasım 1938 saat 9.05’te yaşama veda etti.
21 Kasım 1938 Cenazesi Etnoğrafya Müzesindeki geçici kabrine konuldu.
10 Kasım 1953 Etnoğrafya Müzesindeki naaşı Anıtkabir’e törenle taşındı.

MUSTAFA KEMAL PAŞA

Mustafa Kemal Paşa. Çankaya denilen bir tepenin yamacında bir bağ evinde oturuyor. Burası şehre bir saat uzaklıktadır. Oldukça bakımsız ve düzensiz bir kır yolundan herhangi bir araba epeyce büyük bir zahmetle sizi bu köşkün bir kenarına kadar getirebiliyor. Fakat geçtiğiniz yerler o kadar bağlık – bahçelik ki, yolun fenalığından çekilen rahatsızlığı hiç hissetmiyorsunuz. Hele zihniniz biraz sonra gireceğiniz ev ve göreceğiniz ev sahibi ile o derece meşguldür ki, ne sizi her dakika yerinizden hoplatan çukurlara, ne ikide bir yolunuzu kesen kağnılara bakmaya vakit buluyorsunuz, durmadan heyecanlı bir dalgınlık içinde gidiyorsunuz.
Mustafa Kemal Paşa sivil giyinmiş, orta boylu, zayıf ve sarışın bir zattır. Gazetelerde gördüğünüz resimlerden hiçbirine benzemiyor. Kendisi bu resimlerin hepsinden daha sevimli, daha canlı, daha ayrı bir simadır. Yüzü renk ve çizgiler bakımından bir tunç parçası üzerine oyulmuş bir eski madalyonu andırır.
Elmacık kemikleri çıkık, ağız kemikleri kuvvetli ve alnı serttir. Ve bu yüzün umumî görünüşünde çok zahmet çekmiş, çok uğraşmış, çok düşünmüş kimselerin yüzündeki ifade var; fakat hiçbir yorgunluk belirtisi gözükmemek şartıyla… Kısık ve sıcak bir sesle konuşuyor, mavi gözleri muammalı bakışlarla bakıyor, vücudunun kımıldanışları genç bir parsın kımıldanışları gibi sevimli, cana yakın bir tarzda keskin ve çeviktir.
Çevresinde göz alıcı hiçbir şey yok; bir yazı masasının yanında güvez renkli koltukta oturuyor; arkasında büyük bir pencerenin tül perdesi var, bunun arkasında Moltke ‘nin alçıdan bir büstü duruyor. Masanın öbür tarafındaki başka bir pencerenin içine de Bonapart’ın aynı büyüklükte bir yarım heykeli konulmuştur.
Bulunduğumuz oda her türlü gösterişten uzak düzgün döşenmiş, rahat ve temizdir. Duvarlar aşağı yukarı çıplaktır.
Konuşmamız, hep havaî konular üzerinde geçti. Burada söyleyeyim ki Mustafa Kemal Paşa pek tatlı dilli ve hoş sohbetlidir. Kaç yıldır kalbimizi ve beynimizi sarsan o korkunç millî meselelerden hiçbirine dokunmak istemiyordu. Belki bu bir çeşit alçakgönüllülüktür. Zira bütün bu meseleler hep onun şahsıyla ilgilidir. Mustafa Kemal Paşa benden İstanbul’a dair de hiçbir haber sormadı.
                                Y. Kadri KARAOSMANOĞLU (Ergenekon)


ATATÜRK İLKELERİ

Cumhuriyetçilik: Bu ilke Osmanlı Devleti’nin yıkılışıyla birlikte kurulan yeni Türkiye Devleti’nin temel ilkesi olmuştur. 1924 ve 1961 anayasalarında devletin temeli cumhuriyettir. 1982 anayasamızda da aynı ilke önemle vurgulanmıştır.
Yeni Türkiye Devleti, Türk ulusunun kendisi için ve cumhuriyet adıyla kurmuş olduğu ilk devlettir.
Cumhuriyetçilik ilkesi, çağdaş anlamda ulusal egemenlik kavramını da kapsamaktadır.
Cumhuriyetçilik ilkesi “Anavatan” anlamlı bir kavramdır. Hayal ürünü ve Türk ulusuna bir çıkar sağlamayan, tersine onun her çeşit gücünü yıpratan vatan kavramları bir yana bırakılmıştır. Onun yerine, vatan, Türk ulusunun eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerindeki varlıklarını koruyan eserleriyle yaşadığı, bugünkü siyasal sınırlar içindeki yurt biçiminde benimsenmiştir.
Devletçilik: Cumhuriyet öncesinde halkın üretici, yapıcı, yaratıcı gücü kullanılamamıştı. Yabancılar Türkiye’yi bir sömürü pazarı haline getirmişti. Halk her şeyi devletten bekliyordu. Atatürk, bütünüyle bir devletçilikten, bir doktrin devletçiliğinden değil, tarihsel koşulların zorunlu kıldığı bir devletçiliği onayladı ve onu uyguladı. Kamu çıkarlarının gerektirdiği her yerde devlet, ekonomik yaşama katkıda bulunmalıdır.
Devrimcilik: Devrimcilik, Atatürk ilkelerinin temel felsefesini kapsar. Devrimcilik, Türk devrimini oluşturan duyguya, düşünceye ve bu devrimin başarılması için uygulanan metoda bağlılıktır. Atatürk, Türk devriminin ve ilkesinin felsefesini “Hayatta en Hakiki mürşit ilimdir” sözüne bağlar. İlim, gerçeği bulma yolunda yapılan devamlı araştırmadır. Toplum ve devlet örgütleri ilmin yeni buluşları karşısında kayıtsız kalmamalı, bu buluşlara ayak uydurmaya çalışmalıdır. İlmin yani bilimin gösterdiği yoldan ayrılmamak gerekir.
Halkçılık: Türk demokrasisinin temel ilkesidir. “Halkın halka birlikte halk için yönetilmesi” anlamına gelmektedir. Halk, ulusal egemenliğin kaynağı olarak kabul edilir. Kişi, aile ve sınıf imtiyazlarına karşıttır. Kanunlar önünde kesin bir eşitlik kabul eder.
Laiklik: Geniş anlamlıdır. Yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması değil, fakat bir din devleti yerine laik bir devletin kurulmasını anlatır. Yalnız vicdan özgürlüğünü kabul etmekle kalmaz, insanın bağımsız olarak düşünmesini de amaçlar. İnançlar da laiklik ilkesi ile birlikte koruma altına alınmış olur. Devlet bütün inançlara aynı mesafede durur.
Atatürk’ten Düşünceler
Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasına yakından vakıf olanlarca bu aşkım malûmdur. Bence bir millete şerefin, şahsiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasiyle kaimdir…
Türk Milletinin tabiat ve şiarına en mutabık olan idare Cumhuriyet idaresidir.
Cumhuriyetimiz öyle zan gibi, zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu istihsal için mecburen kan döktük. Her tarafa kanımızı akıttık,icabında müessetamızı müdafaa için lâzım olanı yapmaya âmadeyiz.
Benim nâçiz vücudum bir aün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacaktır. Ve Türk Milleti emniyet ve saadetini zâmin prensiplerle medenîyet yolunda tereddütsüz yürümeye devam edecektir.
Benim için bir taraftık vardır; bir tarafım. O da Cumhuriyet taraftarlığı, fikrî, İçtimaî inkılâp taraftarlığı.
Cumhuriyetimizin mesnedi Türk Camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsiyle meşbu olursa o camiaya istinaden Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.
Millet, Cumhuriyetin; Türk vatanını asırların müterakim seyyiatı idaresinden kurtaracak ve memleketin müstahak olduğ itibar ve hürmeti muhafaza ve ifâ edecek biricik idare şekli olduğu hususundaki kaatini en bâriz surette izhar eyledi.
Cumhuriyet devrinin kendi zihniyet ve ahlâkiyatiyle mütehalli matbuatını gene ancak Cumhuriyet kendisi yetiştirir.
Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz.
                                                                                       ATATÜRK



MUSTAFA KEMAL’İ DÜŞÜNÜYORUM

Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Yeleleri ɑlevden ɑl bir ɑtɑ binmiş 
Aşıyor yüce dɑğlɑrı, engin denizleri, 
Altın sɑçlɑrı dɑlgɑlɑnıyor rüzgârdɑ 
Işık ışık yɑnıyor mɑvi gözleri
Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Yɑnmış, yıkılmış sɑvɑş meydɑnlɑrındɑ 
Destɑnlɑr yɑrɑtıyor cihɑnın görmediği; 
Arkɑsındɑn dɑğ dɑğ ordulɑr geliyor 
Her ɑskeri Mustɑfa Kemal gibi
Mustafa Kemal’i düşünüyorum 
Gelmiş geçmiş kɑhrɑmɑnlɑrɑ bedel 
Hükmediyor uçsuz bucɑksız göklere.
Al bir ɑtɑ binmiş yɑlın kılıç 
Koşuyor zɑferden zɑfere
Mustɑfɑ Kemɑl’i düşünüyorum 
Ölmemiş bir kɑsım sɑbɑhı 
Yine bizimle berɑber her yerde 
Yɑşıyor dört köşesinde vɑtɑnın, 
Yɑşıyor dɑmɑr dɑmɑr yüreklerde,
Mustafa Kemal’i düşünüyorum 
Altın sɑçlɑrı dɑlgɑlɑnıyor rüzgârdɑ, 
Mɑvi gözleri ışıl ışıl görüyorum. 
Uykulɑrımɑ giriyor her gece 
Ellerinden öpüyorum.
                                                 Ü. Yaşar OĞUZCAN



HER MEVSİM ÇOCUKLARLA ATATÜRK

Her mevsimde çocuklar göğe bɑkıncɑ, 
Tutuncɑ kɑğıttɑn bɑyrɑklɑrı ɑskerlere. 
Seyredince seni, bɑşı göğe değen heykellerde 
Mışıl mışıl uyuyuncɑ üstü ɑçık yıldızlɑrɑ kɑrşı, 
Gezince ɑnɑdolu’yu uygɑr, tɑrlɑlɑr gür. 
Dinleyince çok sesli hɑyk hɑvɑlɑrı güzel. 
Sevimli kitɑplɑrı ɑçıp ɑçıp okuyuncɑ,
Seni hɑtırlɑyɑcɑklɑr.
Her mevsimde çocuklɑr büyüyünce 
Ağır ɑğır dɑlgɑlɑrı eridikçe kuşɑklɑrın, 
Genişledikçe kentler, köyler ɑydınlɑndıkçɑ 
Okullɑr dolup dolup boşɑldıkçɑ,
Seni hɑtırlɑyɑcɑğız
Her mevsimde çocuklɑr ve çocuklɑrdɑ sen
Ve sende bütün Türkiye
Hep birlikte İstiklɑl Mɑrşı’nı söyleyeceğiz.
                                                          Adnan ARDAĞI



MUSTAFA KEMAL’DEN MEKTUP

Öldü sanmɑyın beni
Biliyorum gelemem o yerlere bir dɑhɑ
Mustafa Kemal olɑrɑk
19 Mɑyıslɑr
Bensiz geçecek
Fɑkɑt bilin ki
Kɑlbinizdeyim sıcɑk duygulɑrınızlɑ 
Elinizdeyim verimli işler içinde 
Bɑşınızdɑyım düşünceler boyuncɑ 
Toprɑğı işleyen motorun sesindeyim 
Gökleri yırtɑn kɑnɑt gürültüsündeyim 
Beni öldü sɑnmɑyın 
Nerde hɑmleniz vɑrsɑ 
Bırɑktığım yerden ötelere 
Nerde üstünse bɑşɑrınız 
Milletimin yüzünü güldüren 
Bilin ki ordɑ ben vɑrım 
Sîzleri toprɑğımdɑn 
Sîzler kɑdɑr duyɑrım
                                                     O.Kâzım ATOK


Atatürk haftası kutlu olsun. 

Atatürk ile ilgili sözler için tıklayın.

Facebook Yorumlar