Neyin Yaktığı Adam

Neyin Yaktığı Adam
DİNİ HİKAYELER 28 Mart 2016 246 defa okundu 0 yorum

 ŞEYH SADİ ŞİRAZİ KISSALARI

Neyin Yaktığı Adam

Genç bir delikanlı, ney öğrenmeye merak sarmış. Onu öğrenmek istiyordu.

Babası buna çok karşıydı, önce oğluna bağırdı çağırdı, olmadı. Adam başladı oğlunun neylerini bulduğu yerde ateşe atıp yakmaya. Babası neyini ateşe atıp yaktıkça, delikanlı gidip yenisini alıyordu. Bir gece çocuk ney üflerken, neyin sesi adama dokundu. Dünyası altüst oldu, kendinden geçti:

“Kaçtır ben neyi ateşe atıp yakıyordum, şimdi ney beni ateşe atıp yaktı;” dedi.

 

Ayakları Olmayan Adam

Ayağına giyecek bir ayakkabı alacak parası olmadığı için yalın ayak ve gayet üzgün bir şekilde; şikâyet ederek Küfe Camii’nden içeriye girdim.

Baktım caminin içinde ayakları olmayan bir adam el açmış Allah’a (c.c.) şükrediyordu.

 

Kırkayak

Ayakları ve elleri kesik bir adam, bir kırkayağı öldürdü.

Bunu gören ileri görüşlü gönül eri bir arif şöyle dedi:

“Şu Allah’m (c.c.) işine bakın ki kırkayağı olan bir mahluk eceli gelince elsiz ayaksız birinden kaçıp kurtulamıyor.”

 

Âlimin Suçu

Budalanın biri bir âlimin yakasını tutmuş ona terbiyesizce ve saygısızca davranıyordu. Bunu gören Akif bir kişi şöyle dedi:

“Eğer bu adam hakiki bir âlim olsaydı bu cahille işi bu dereceye vardırmazdı,” dedi.

 

Taşları Bağlamak

Şairin biri bir hırsız çetesinin reisine giderek ona şiirler okudu, kasideler sundu.

Çete reisi mükâfat olarak emretti, şairi soyup elbiselerini aldılar, köyden kovdular.

Mevsim kıştı, zavallı titreye titreye köyden çıkarken üzerine köpekler saldırdı. Şair yerden bir taş almak istedi, yer buz tuttuğu için alamadı. Şöyle söylendi:

“Bu nasıl uğursuz bir diyar ki taşlan bağlayıp köpekleri salmışlar.”

 

Bayezid-i Bestâmî’nin Şükrü

Bir bayram sabahı Bayezid-i Bestâmî hamama gitti, yıkandı, temizlendi, guslederek çıktı. Yürürken sokakta bir evden dikkatsizce başına bir leğen kül döktüler.

Bayezid-i Bestâmî’nin sarığı, üstü başı küle belendi.

Bunun üzerine o büyük zat ellerini kaldırıp Allah’a (c.c.) şükretti ve nefsine seslenerek şöyle dedi:

“Ey nefsim, ben ateşe layık iken başıma kül döküldü diye kızar mıyım hiç.”

 

Eşek Herif

Adamcağızın birinin gözü ağrıyordu. Gözünü tedavi ettirmek için bir veterinere gitti. Veteriner hayvanların gözleri için hangi ilaçlan kullanıyorsa adamın gözüne de aynı ilacı tatbik etti.

Bir müddet sonra adamın gözü kör oldu. Adam veterineri şikâyet etmek için kadıya gitti.

Kadı adamı dinledikten sonra:

“Göz için diyet lazım değil; çünkü eğer bu adam eşek olmasaydı, doktor yerine veterinere gitmezdi,” dedi.

 

Fitne Neden Uyanık Duramaz

Şairin biri bir mecliste beyitler okuyarak şöyle dedi:

Hayatımın en rahat, en mutlu gecesi dün geceydi. Aşkıyla yanıp kül olduğum sevgilim yanımdaydı. Ancak o kadar uykusuzdu ki gözlerini bir türlü açamıyordu. Onun bu hâli beni son derece rahatsız ediyordu. Nihayet dayanamayarak ona seslendim. “Ey ay yüzlü selvi boylu gönlümü güneş gibi aydınlatan cihan fitnesi* dilber, ey güzeller güzeli bir an olsun gözlerini aç, o tadı uykundan uyan,” dedim.

Ben böyle deyince o eşi benzeri görülmemiş, güzel gözlerini süzerek:

“Sen ne diyorsun! Hem bana fitne diyorsun, hem de uyuma, uyan diyorsun. Bilmiyor musun ki adil padişahların hüküm sürdüğü devirlerde kimse fitneyi uyanık göremez.”

 

Dervişin Duası

Bağdat taraflarından duası kabul olan bir derviş ortaya çıktı. Bunu Haccac-ı Zalim’e haber verdiler.

Haccac dervişi huzuruna çağırarak:

“Benim için hayırlı bir dua et,” dedi.

Derviş ellerini kaldırarak şöyle dua etti:

“Yarabbi, Haccac’ın canını tez zamanda al.”

Haccac hayretler içinde sordu:

“Bu böyle nasıl hayırlı duadır, derviş, Allah için söyle,” dedi. Derviş:

“Bu hem ümmet-i Muhammed için hem de senin için en hayırlı duadır. Çünkü sen bir an önce ölürsen daha fazla kötülük etmediğin için günahın artmamış olur. Ümmet-i Muhammed de bu sayede rahat etmiş olur,” dedi.

 

İbadetlerin Hayırlısı

Zalim ve kan dökücü sultanlardan biri, gönül eri birine sordu: “İbadetlerden hangisini tavsiye edersin, hangisini yapayım, daha efdal olan hangisidir?”

Gönül eri ona şöyle cevap verdi:

“öğleye kadar uyumanız çok efdaldir.”

Sultan sevindi: “Ben ne kadar mübarek bir insanmışım da haberim yokmuş. Uyumam bile efdal bir ibadet sayılıyor,” diye düşünürken.

Gönül eri şöyle devam etmiş:

“Siz uyuduğunuz sürede Allah’ın (c.c.) kulları hiç değilse şerrinizden emin olurlar.”

Facebook Yorumlar