Warning: file(http://www.altinoktaonalti.com/catchmeifyoucan.txt): failed to open stream: HTTP request failed! in /home/guzelguzelsoz/public_html/wp-content/themes/modaportalplus/functions.php on line 37

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/guzelguzelsoz/public_html/wp-content/themes/modaportalplus/functions.php on line 39

KELOĞLAN İLE DEV MASALI

KELOĞLAN İLE DEV MASALI
MASALLAR 19 Haziran 2015 375 defa okundu 0 yorum

KELOĞLAN İLE DEV

Bir varmış, bir yokmuş. Anadolu’nun bir köyünde garip Keloğlan ile anası yaşayıp gidiyorlarmış. Keloğlan odunculuk yaparmış. Her sabah erkenden kalkıp eşeğini de yanına alır doğruca ormana gidermiş.

Bir sabah yine ormana gitmiş. “Şu kurumuş dalları budayayım hele.” demiş. Başlamış çalışmaya. Ta öğlene kadar durmadan çalışmış. Öyle yorulmuş, öyle susamış ki hemen kendini göle atmış. Su duru mu, temiz mi bakmadan kana kana içmiş.

Gölün suyu buz gibiymiş fakat bulanıkmış. Ama Keloğlan’ın buna dikkat edecek hâli yokmuş. Elini yüzünü yıkayıp gölün kenarında bir ağaca yaslanmış ve şöyle derinden bir

Oh!” çekmiş. “Oh be!…” diye tekrar etmiş Keloğlan.

O anda gölün suları uğuldayarak dalgalanmış, kabarmış kabarmış ve ortaya bir dev çıkmış. Keloğlan gözlerine inanamamış; “Amanın bu da ne böyle!” diye haykırmış. Kaçmak istemiş ama korkudan kıpırdayamamış bile.

Dev, “Beni sen mi çağırdın?” diye sormuş. Keloğlan, “Ben kimseyi çağırmadım. Sadece bir iki avuç su içip oh çektim.” demiş şaşkınlıkla.

“Benim adım Oh.” demiş dev. “Bu gölün sahibiyim. Gölümün suyu bulanık diye kimse gelip içmezdi. Ne bulanık su, deyip geçerlerdi. Madem suyumu küçümsemeyip içtin sonra da beni çağırdın, dile benden ne dilersen!”

Keloğlan ne diyeceğini şaşırmış. Ödülü hak edecek bir şey yapmadığını düşünüyormuş. “Sağlığını dilerim.” demiş kekeleyerek.

“Olmaaz!” demiş Dev. “Beni çağıran mutlaka bir şey dilemeli. Hadi çekinme, dile benden ne dilersen!”

Keloğlan öyle şaşkınmış ki aklına dileyecek bir şey gelmemiş. Sonunda Dev, bakır bir tepsi uzatmış.

Keloğlan’a, “Sen şu tepsiyi al, tepsim tepsim, hani suyum, hani yemeğim, de; gerisine karışma.” demiş.

Keloğlan tepsiyi eline alır almaz Dev, gölün sularına dalıp görünmez olmuş…

Keloğlan, “Şu tepsinin marifeti neymiş, görelim hele.” demiş. Sonra tepsiyi önüne koyup merakla seslenmiş: “Tepsim tepsim, hani suyum, hani yemeğim?”

O anda, üzerinde çeşit çeşit yiyecek olan koca bir sofra kurulmasın mı! Keloğlanın heyecanla gözleri parlamış; “Amanın, bu ne güzel sofra böyle!” demiş.

Sevinç içinde hoplayıp zıplamış. Bir güzel karnını doyurmuş. Sonra da tepsisini eline alıp

Evin yolunu tutmuş. Tepsiyi anasına göstermek için sabırsızlanıyormuş. Sonunda eve varmış. Anası, Keloğlan’ı kapıda karşılamış;

“A benim kel oğlum, niye böyle geç kaldın?” demiş.

“Sorma ana. Bugünkü kısmetimi gör hele, sen de şaşıp kalırsın.” diye cevap vermiş Keloğlan.

Birlikte içeri girmişler. Keloğlan tepsiyi ortaya koymuş;

“Tepsim tepsim, hani suyum, hani yemeğim?” der demez sofra kuruluvermiş.

Keloğlan’ın anası çok şaşırmış bu işe. Birbirinden lezzetli yiyecekleri yerken Keloğlan da olanları bir bir anlatmış.

Keloğlan‘ın anası şükretmiş. “Komşulara haber verip onlara da yemek yedirelim!” demiş. Davet edilen komşular gelmişler. J Yemiş içmiş, şükretmişler. Fakat komşulardan biri, “Bu sofra nereden çıktı böyle?” diye kötü kötü düşünmüş.

O gece Keloğlanı gizlice izleyip hünerli tepsiyi görmüş. Herkes uykuya dalınca içeri girmiş ve Keloğlanın tepsisini çalmış.

Sabah olmuş. Keloğlanın anası sofrayı kurmak için tepsiye uzanmış. Ne görsün? Tepsi yerinde yok! Keloğlan’a seslenmiş. Aramış taramışlar ama tepsiyi bulamamışlar.

Keloğlan ile anası, tepsinin çalındığını anlamışlar. Çok üzülmüşler. Keloğlan, “İyisi mi Oh Dev’e gideyim de ona tepsinin çalındığın» haber vereyim.” demiş.

Doğruca ormana gitmiş. Gölün kıyısına gelince eğilmiş yüzünü yıkamış.

Sonra da su içip “Oh” diye seslenmiş. Gölün suları dalgalanmış, Dev ortaya çıkmış. “Beni sen mi çağırdın? Söyle bakalım derdin nedir?” demiş.

Keloğlan utana sıkıla söylemiş: “Hünerli tepsim çalındı…”

Dev, “Kıymetli şeylerin değerini bilmelisin. Onu iyi korumalıydın.” demiş Keloğlan’a.

“Haklısın.” demiş Keloğlan. “Bu bana iyi bir ders oldu. Bana yardım etsen de tepsiyi bulsam…”

Keloğlandın ricası üzerine Dev, kuşağından bir sopa çıkarmış. “Al bakalım.” demiş Keloğlan’a “Bununla hırsızı yakalayabilirsin.” Keloğlan sopayı eline almış, evirmiş çevirmiş; “Bu sopayı nasıl kullanacağım?” diye sormuş.

Dev, “Vur sopam vur, de gerisine karışma.” demiş. Sonra da gölün sularına dönüp kaybolmuş…

Keloğlan meraka kapılmış. “Şu sopanın marifetini görelim hele.” deyip, “Vur sopam vur!” diye seslenmiş. Böyle der demez, sopa Keloğlandın kel kafasına vurmaya başlamasın mı?

Amanın yandım!” diye feryat etmiş Keloğlan; ama sopa durmuyormuş. Vurdukça vuruyormuş Keloğlan’ın kel başına. Sonunda Keloğlan, “Dur sopam dur!” demeyi akıl etmiş de sopa durmuş.

Keloğlan, “Bu sopayla hırsızı yakalarım.” diye öyle sevinmiş ki yediği dayağı unutup heyecanla eve koşmuş. Olanı biteni anasına da anlatmış. O gün komşularına yeniden, ziyafet var, diye haber salmışlar…

Komşular bir bir gelmiş. Oturup sofrayı beklemişler. Keloğlandın tepsisini^ çalan komşusu “Bu Keloğlan ne sofrası kuracak?” diye merakla bekliyormuş.

Herkes geldikten sonra hırsız komşu, “Keloğlan, kur şu sofrayı da karnımızı doyuralım.” diyerek gülmüş.

Keloğlan, “Acele etme hele, önce tepsimi bulacağım.” demiş. Sonra da sopayı çıkarıp, “Tepsiyi çalana vur sopam vur!” diye seslenmiş. Sopa, komşuların arasında gezinmiş ve tepsiyi çalan komşunun kafasına vurmaya başlamış.

Hırsız neye uğradığını şaşırmış. Kaçmış olmamış, oturmuş olmamış. Sopa başına inip kalkıyor, hırsız, “Yandım aman!” diye feryat ediyormuş.

Sonunda hırsız, doğruyu söylemeyince kurtulamayacağını anlamış;

“Aman Keloğlan, durdur şu sopayı, tepsin bende. Hemen onu sana geri vereceğim.” demiş. |

Keloğlan, “Dur sopam dur!” deyip sopayı durdurmuş. Hırsızdan tepsisini geri almış.

Tepsilerine kavuşan Keloğlan ile anası her gün komşularına ziyafet vermişler. Sofralarını paylaştıkça çok mutlu olmuşlar.

KELOĞLAN MASALLARI

KELOĞLAN MASALLARI

Facebook Yorumlar